Babam omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas'tı.
Şimdi, o aramızdan ayrılınca, tüm o geçmişin çatırdayarak üzerime usulca yıkıldığını, beni tüm öğle sonralarının arasına gömdüğünü hissediyorum. Çocukluğun sessizce yıkılıp dağılan öğle sonraları. Ve yardım için çağıracağım kimsem yok. (S.180)
Şimdi, o aramızdan ayrılınca, tüm o geçmişin çatırdayarak üzerime usulca yıkıldığını, beni tüm öğle sonralarının arasına gömdüğünü hissediyorum. Çocukluğun sessizce yıkılıp dağılan öğle sonraları. Ve yardım için çağıracağım kimsem yok. (S.180)
Bir insana çabalamanın hiçbir anlamının kalmadığını ve her şeyin bittiğini söylemek insani değil. (S.83)
Şimdiye kadar Latincenin ölü bir dil olduğunu bilirdim. Şimdi onun ölümün dili olduğunu biliyorum.
Ölüm latince konuşur. (S.32)
Ölüm latince konuşur. (S.32)
Evsiz yaşayamayan sadece insanlar değildir, evler de insanlar olmadan yaşayamaz.
Mutluluk kısa sürer, tıpkı o bahar açıp solan nergisler ve fulyalar gibi
yaşayanlar ölülerin gözlerini kapatır, ölüler yaşayanların gözlerini açar
acı, dünyadan ayrılmamızı kolaylaştırmak için gönderilmiş olmalı
her doğum, ne olursa olsun, bir Kutsal Doğum'dur. Aile içi küçük bir Kutsal Doğum.
Doktor bey, or ganlarımı bağışlamak istiyorum ama sağlam, doğranmamış bir yerim kalmadı . . .
Hayatın bu kadar hasar verebilmesi insanı hayrete düşürüyor.
Kendi ölümümüzden söz etmeye bile gerek yok. Onu bir kez bi le yaşamayacağız.