Bence Tanrı arada-bir hiddetten gazaba geliyor, çamurdan yaptığı ufacık eserlerinin üzerine, onları ya parçalamak ya da daha temiz bir hale getirmek için potadan erimiş bir ateş boşaltıyor. Yine bana sorarsanız dedelerimden bana hem o ateşin açtığı yanık yerleri kalmıştır, hem de ateşe lüzum gösteren kirli taraflar.
Sen kendini nadasa bıraksan bile zararlı otlar,dikenli çalılar yetişecek.
Bir adamın en son vazgeçeceği kötü alışkanlık herhalde öğüt vermektir.
Reddediliş öfke doğurur,öfkenin sonucu, reddedilişin intikamı olan suçtur; suçtan da suçluluk kaynaklanır - işte insanoğlunun öyküsü.
Hayat ve ölüm gerçekleri karşısında bazı insanların diğerleri kadar etkilenmemesi, paramparça olmaması nedendir?
Ve hiç şaşmazdı: Kurak yıllarda insanlar bitek yılları unutur, sulak yıllarda da kuraklık yıllarına ait bütün anıları silinirdi. Bu hep böyleydi.
İnsanın başka şeyi yoksa, sahip olduğu her neyse onunla övünür. Belki ne kadar az şeyi varsa, o kadar çok övünmesi gerekir.
Tarih boyunca insanoğluna, adam öldürmenin günah olduğu ve işlenmemesi gereken bir suç olduğu öğretilmiştir...
Öte yandan alırız bir askeri karşımıza, adam öldürme yetkisi veririz eline, birde ''iyi kullan, akıllıca kullan'' deriz. Önüne hiçbir engel koymayız.
Öte yandan alırız bir askeri karşımıza, adam öldürme yetkisi veririz eline, birde ''iyi kullan, akıllıca kullan'' deriz. Önüne hiçbir engel koymayız.
Bir kadını, yüreğinin sıcaklığına göre değerlendirmeyi öğrendi.
Ve anladı ki; insanlar ne kadar yoksul olurlarsa olsunlar, yine de verecek birşeyleri ve onları vermeye iten bir içgüdüleri vardır.
Cinsel içgüdülerinin itkilerine kapılıp onun tuzaklarına düşmeseler, oyuna gelip kölesi olmasalar, insanlar ne büyük bir özgürlük içinde olurlardı!
Biraz daha dikkatli olmalısın Mike. Yasalar insanları korumak için yapılmıştır, onları yok etmek için değil.
Dünya değişiyordu, çünkü gittikçe yok olan erdemle birlikte tadı da kaçıyordu. Çürümeye başlayan bu dünyanın her yerini kaygılar sarmıştı. Ne terbiye kalmıştı, ne huzur ne de güzellik... Hanımefendiler artık hanımefendi değildi, er sözüne de güven olmuyordu artık.
Tarihi milyonlarca tarihçi yaratmıştır. Bu tarihçilerden bazıları, devrini tamamlamış bu yüzyıldan kurtulmamız gerektiğini söylediler. Bu katil, düzenbaz, kargaşa ve gizli ölüm kokan, kamu topraklarının yağma edilmeye çalışıldığı ve iyi-kötü ne yoldan olursa olsun yağmanın başarıldığı bu yüzyıldan.
Çağımızda, seri yada kolektif dediğimiz üretim biçimi ekonomimize, politikamıza hatta dinimize öylesine yerleşmiştir ki, bazı uluslar Tanrı düşüncesi yerine kolektiflik düşüncesini koymuşlardır. Benim çağımda tehlikeli olan budur. Dünyada büyük bir gerginlik var, kopma noktasına ulaşan bir gerginlik. İnsanlar mutsuz, kafaları karmakarışık.
Hiçbir öykünün, biz onun gerçek ve doğru olduğunu içimizde duymadıkça, etkisi ve yaşarlığı yoktur.
Acaba bazı acılar, delilikler, nedenleri bilinse sökülüp atılamaz mıydı?
Tembellik ve zayıflık içinde kendini tanrının kucağına bırakıp , 'yapamıyorum, elimden gelmiyor, böyle yazılmış' demek kolay. Ama birde seçmenin yüceliğini düşünün! Adamı adam yapan budur işte.
Cimri denilen, para kalesi ardına sığınmış korkak adamın biridir.
İnsanı, suçlu bir vicdan kadar, insanlık sevgisine yönelten başka şey yoktur.