Bizim "insan"a karşı tiksinmemize yol açan ne bugün?
İnsan bize acı veriyor çünkü...
İnsan bize acı veriyor çünkü...
İnsana duyulan korku ile birlikte, ona olan sevgiyi, hürmeti, umudu, ve evet, ona olan istenci de yitirdik...
İnsana bakmak yoruyor artık.
İnsan yorgunuyuz...
İnsan yorgunuyuz...
Yıkılsın dünya, ama felsefe kalsın, filozof kalsın, ben kalayım!
Kim günün birinde "yeni bir cennet" kurmuşsa, gerekli gücü kendi cehenneminde bulmuştur...
Acı çekiyorum: bu birinin suçu olmalı" böyle düşünür her hastalıklı koyun...
Hangi akıllı adam oturur da kendisi hakkında dürüst bir laf yazar ki bugün?
İnsan ruhunu büsbütün zıvanadan çıkarmak, onu dehşetlere, don soğuklarına, kor sıcaklarına, coşkulara öyle bir daldırmak ki şimşek çarpmışçasına kurtulsun çökkünlüğün, boğuculuğun, sıkkınlığın tüm eften püftenlikleri ve bayağılıklarından: hangi yollar bu amaca götürür?
Ve bu yollar içinde hangileri en güvenilirleridir?..
Aslında tüm şiddetli duygulanımların, birdenbire boşalmaları şartıyla bunu yapma güçleri vardır, öfke, korku, şehvet, intikam, umut, utku, ümitsizlik, zorbalık; nitekim çileci rahip tereddüt etmeksizin insanın içindeki azgın köpek sürüsünün tamamını hizmeti altına almış ve kâh birini kâh diğerini salıvermiştir, hep aynı amaç için, insanı o yavaş kederden uyandırmak, ağır ıstırabını, süregelen sefaletini hiç değilse bir süre kovalayıp uzaklaştırmak için ve hep de dinsel bir yorum ve "gerekçe" öne sürerek.
Bu türden her duygu taşkınlığı sonradan bedelini ödetir, bu apaçıktır; - hastayı daha da hasta yapar - ; bu yüzdendir ki, ıstırabın bu tür çareleri modern ölçülere göre "suçlu" türden çarelerdir.
Ve bu yollar içinde hangileri en güvenilirleridir?..
Aslında tüm şiddetli duygulanımların, birdenbire boşalmaları şartıyla bunu yapma güçleri vardır, öfke, korku, şehvet, intikam, umut, utku, ümitsizlik, zorbalık; nitekim çileci rahip tereddüt etmeksizin insanın içindeki azgın köpek sürüsünün tamamını hizmeti altına almış ve kâh birini kâh diğerini salıvermiştir, hep aynı amaç için, insanı o yavaş kederden uyandırmak, ağır ıstırabını, süregelen sefaletini hiç değilse bir süre kovalayıp uzaklaştırmak için ve hep de dinsel bir yorum ve "gerekçe" öne sürerek.
Bu türden her duygu taşkınlığı sonradan bedelini ödetir, bu apaçıktır; - hastayı daha da hasta yapar - ; bu yüzdendir ki, ıstırabın bu tür çareleri modern ölçülere göre "suçlu" türden çarelerdir.
Acı çekmek değil, acı çekmenin anlamsızlığıydı şimdiye kadar insanın üzerine çökmüş olan lanet, ve çileci ideal bir anlam sundu ona!
Şimdiye kadarki yegâne anlamdı o; herhangi bir anlam hiç anlam olmamasından daha iyidir; çileci ideal her yönden şimdiye kadar olagelmiş "faute de mieux" par excellence ("hiç yoktan iyidir"in olağanüstü bir örneği) idi.
Şimdiye kadarki yegâne anlamdı o; herhangi bir anlam hiç anlam olmamasından daha iyidir; çileci ideal her yönden şimdiye kadar olagelmiş "faute de mieux" par excellence ("hiç yoktan iyidir"in olağanüstü bir örneği) idi.
Ve insan
- hiç istememektense hiçliği istemeyi yeğler...
- hiç istememektense hiçliği istemeyi yeğler...