Diyojene göre sıkıntıyla karşılaştığında acı çekmemesi için sıkıntılara aşina olması gerek, temel kural bu. Karda çıplak ayakla yürüyerek soğuğa; günün en sıcak zamanı güneşin alnında durarak sıcağa dayanmaya çalışıyor. Aslında kendini şaşırmamaya, her zaman huzurlu olmaya ve doğaya uygun yaşamaya alıştırıyor.
Tüm insanlar,herkesin birbirleri hakkında ne dediğini bilseydi,dünyada dört dost bile kalmazdı.
Hiçbir insan kendi başına bir ada etmez.
John Donne
John Donne
Filozoflar, en ilgi çekicileri bile anlarsın ya, dönemlerinin fikirlerini her zaman aşamazlar. Daha sonraları 'bilgelerin bilgesi' diye adlandırılacak yüce Aristoteles de bize göre saçma sözler eder çünkü dünyaya kendi zamanının çerçevesinden bakar. Hatta tek 'normal' insanın erkekler olduğunu savunacak kadar ileri gider. Kadınlar şöyle ya da böyle canavardır, anormal canlılardır!
Aristoteles gerçek dostluklarda her bireyin, bütün çıkarlardan ya da zevklerden bağımsız olarak karşı tarafın iyiliğini istediği fikri üzerine geri geliyor. Bu durumda her birinin diğerini tanıması ve ona güvenmesi gerekiyor. Bu dostluğun kurulması için zaman gerekiyor. Yalnız bir kez kuruldu mu bir daha değişmiyor çünkü dış etkenlere bağlı değil. Dostlardan her birinin başlı başına kim olduğu ve içindeki iyiliğe dayanıyor. Her dostun bir diğerinde beğendiği şey artık ne bir çıkar ne de zeuk oluyor baslı basına kisinin kendisi oluyor!
Kendimizi geliştirebiliriz, dediniz, ne yönden kendimizi daha iyi kılabiliriz?".
"Demek istediğim dansta, koşu yarışında, güreşte, hesap yapmakta ya da dilbilgisinde en iyisi olmak değil; daha insan olmak, doğamızla ve dünyadaki yerimizle daha uyumlu olmak anlamında.
"Demek istediğim dansta, koşu yarışında, güreşte, hesap yapmakta ya da dilbilgisinde en iyisi olmak değil; daha insan olmak, doğamızla ve dünyadaki yerimizle daha uyumlu olmak anlamında.
Sorgulanmamış hayat,yaşanmaya değmez.
Sokrates
Sokrates
Gerçek bilgiye sahip kişi, bildikleriyle ahlaki olarak dönüşür, bu da onun başkalarını da dönüştürmesine ve olaylara göre hareket etmesine olanak tanır.
Fikirler saksılarda yetişmez, yaşayan ortamlarda açığa çıkarlar, birbirlerine benzemeyen durumların ortasında yeşerirler.
Fikirlerin var olduğunu, onları incelemenin, test etmenin ve birbirleriyle karşılaştırmanın önemini unutmak büyük hata olur. Nasıl yaşayacağımızı bulmanın tek yolu bu.
Hem yetişkin olsam ne olacak? diye düşünüyor Alice. Yetişkinler her şeyi mahvetmeye, her şeye zarar vermeye eğilimli. Bunu görmek için iklimlere, hayvanların yaşamına, okyanus sularına bakmak yeterli. Dahası, ağızlarından çıkanı da yapmıyorlar. Yaşam tarzımızı değiştirmenin şart olduğunu söylüyorlar ama hayat önceden nasılsa öyle devam edip gidiyor.
Küçükken, doğum günü geldiğinde her şeyin değişeceğini hayal ederdi. Çok daha büyümüş olacak, çok çok farklı bir insana dönüşecekti; ancak hiçbir şey olmamıştı. Her yıl hediyeler, pastalar alıyor, kucaklanıyordu. Herkes ona büyüdüğünü söylese de zihni ve düşünceleri hep aynıydı. Zamanla hediyelerden, pastalardan, kucaklaşmalardan başka şey beklemez olmuştu. Yaş gününde büyük değişim yaşayacağını sanmak sadece bir yanılsamaydı.
Dünyanın genelinde filozofların ve bilgelerin asırlar boyunca söylediklerini keşfetmek, fikirlerini karşılaştırmak, nasıl düşünmemiz ve nasıl yaşamamız gerektiğini bulmak için bu fikirler arasından işimize yarayacak olanları seçmek en iyisidir.
Peki, benim sıradan varlığıma ne olacak? Ne iş yapacağım, hangi şehirde yaşayacağım, hangi aşkları tadacağım, gelecekte beni neler bekliyor? Pusulam ne olacak?
Alice'in aklındaki sorular, endişeler bir süredir gitgide artmakta. Gezegenin geleceğine ve insanlığın hayatta kalmasına kafa yoruyor sürekli. İnsanlar neden savaşıyor? Yeryüzünü, hayvanları, yaşamı neden yok ediyorlar? Bu katliamı durdurmak için ne yapmalı? Hepimiz farklı olsak da dünyayı altüst etmeden nasıl yaşayabiliriz? Mümkün mü bu? Çözüm yolunu nerede aramalı?