İrem, Ahmet’in karşısında olduğuna inanamıyordu,
belli etmemeye çalışıyordu ama onu hâlâ çok seviyordu.
Yıllar geçmesine rağmen hâlâ onu unutamamıştı, sık sık
rüyalarına bile girmişti İrem’in. Kalbi küt küt atıyordu,
kalp atışlarını kendisi bile duyabiliyordu.
“Ee cimcime, anlat bakalım, bu haydutlar ne istiyorlardı senden?”
“İçim sıkıldı, bir hava alayım dedim sonra bunlar takıldı peşime, para istiyorlardı. Sen gelmeseydin sanırım
beni gasp edip öldürürlerdi.”
“Tam zamanında yetişmişim o zaman.”
“Evet sen küçükken de böyle kahramanlıklar yapardın, cimcime diyerek de beni sinir ederdin, hâlâ unutmamışsın cimcime kelimesini…”
belli etmemeye çalışıyordu ama onu hâlâ çok seviyordu.
Yıllar geçmesine rağmen hâlâ onu unutamamıştı, sık sık
rüyalarına bile girmişti İrem’in. Kalbi küt küt atıyordu,
kalp atışlarını kendisi bile duyabiliyordu.
“Ee cimcime, anlat bakalım, bu haydutlar ne istiyorlardı senden?”
“İçim sıkıldı, bir hava alayım dedim sonra bunlar takıldı peşime, para istiyorlardı. Sen gelmeseydin sanırım
beni gasp edip öldürürlerdi.”
“Tam zamanında yetişmişim o zaman.”
“Evet sen küçükken de böyle kahramanlıklar yapardın, cimcime diyerek de beni sinir ederdin, hâlâ unutmamışsın cimcime kelimesini…”
Ahmet hızlı ve çevikti, dövüş sanatını babasından
öğrenmişti. Karşısında silahla duran hayduta eğilerek karşılık verdi, elini tutup diz kapağına bir tane
tekme attı, silahı alıp haydutu diğerlerinin üzerine fırlattı. Diğer üç haydut ne oluyor diye şaşkınlık
içindeyken hızlı bir şekilde üç tanesinin karın boşluğuna tekme attı, o üç haydut da acı içinde
kıvranırken dört tanesi de yere serildi. Yere serilen haydutların silahlarını alan Ahmet, dördünü de
bağladı. Ahmet, kıza baktı; kız bayağı korkmuştu, titriyordu. Kızı karanlıkta tam seçememişti ama zorla
da olsa tanıdı, İrem’di bu kız, hatta ta kendisiydi; ortaokula kadar beraber okumuşlardı sonra yolları
ayrılmıştı, o farklı bir liseye, Ahmet farklı bir liseye gitmişti.
Zaman ne acımasızdı.
öğrenmişti. Karşısında silahla duran hayduta eğilerek karşılık verdi, elini tutup diz kapağına bir tane
tekme attı, silahı alıp haydutu diğerlerinin üzerine fırlattı. Diğer üç haydut ne oluyor diye şaşkınlık
içindeyken hızlı bir şekilde üç tanesinin karın boşluğuna tekme attı, o üç haydut da acı içinde
kıvranırken dört tanesi de yere serildi. Yere serilen haydutların silahlarını alan Ahmet, dördünü de
bağladı. Ahmet, kıza baktı; kız bayağı korkmuştu, titriyordu. Kızı karanlıkta tam seçememişti ama zorla
da olsa tanıdı, İrem’di bu kız, hatta ta kendisiydi; ortaokula kadar beraber okumuşlardı sonra yolları
ayrılmıştı, o farklı bir liseye, Ahmet farklı bir liseye gitmişti.
Zaman ne acımasızdı.
Şimdiye kadar nerede mazlum, çaresiz görse hep
yardım eder, asla kaçmazdı, babasından da öyle öğrenmişti; bu gece de kaçmayacaktı kaçmadı da
yardım eder, asla kaçmazdı, babasından da öyle öğrenmişti; bu gece de kaçmayacaktı kaçmadı da
Vatan aşkıyla ilahi aşk arasında gelgitler yaşarken kendi aşklarını yaşayamayan sevgililerin hikâyesi…