Bakın, bazı şeyleri ben size öğretebilirim. Bazılarını kitaplardan öğrenirsiniz. Ama bazı şeyler vardır ki, mutlaka görmeniz ve hissetmeniz gerekir.
Meryem elleri dizlerinin arasında, kanepede yattı, camın önünde girdap gibi dönen, çevrilen tipiyi seyretti. Aklına Nana'nın bir keresinde söylediği bir şey geldi; her bir kar tanesinin, dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğunu. Bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor, bulutlar halinde toplanıyor, sonra minicik parçalara bölünüp sessizce aşağıya, insanların üstüne yağıyordu.
Bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi, demişti. Başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımızın.
Bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi, demişti. Başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımızın.
Odamda tek başıma olmayı diledim; kitaplarımla baş başa, bu insanlardan uzakta!
Sevgi, insanın içindeki her şeyi yakıp kül eden, ama aynı zamanda küllerinden yeniden doğmasını sağlayan bir ateştir.
Yaşam devam ediyor, Meryem. İnsanlar ölüyor, devletler yıkılıyor, ama hayat her zaman bir yolunu bulup devam ediyor. Sadece bizler, kalbimizde taşıdığımız o ağır yüklerle biraz daha yavaş yürüyoruz.
Evlilik bekleyebilir, eğitim beklemez. Çünkü bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur..
Çatılarına dizilen ayları sayamazsın, / Duvarlarının ardına gizlenen bin muhteşem güneşi de.
Afganistan'da her kadının bir hikâyesi vardır ve her hikâye bir acıya dayanır.
İnsanı korkutan, içinde hissettiği aşk değildir; o aşkın bir gün bitecek olma ihtimalidir.
Öğrenmen gereken tek bir beceri var, o da tahammül. Bir tek buna ihtiyacın olacak.
Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima bir kadını gösterir. Her zaman. Bunu hiç unutma, Meryem.