Bir kedi gibi dolaşmıştım yıllarca masaların, sandalyelerin altında, Orhan beni sevsin, kucağına alsın diye. Beklemiştim. O kadar uzun süre beklemiştim ki, beklemek yaşamın kendisine dönüşmüştü. Nihayetinde vazgeçmiştim beklemekten.
Birine sarılmak bütün dağılan, dökülen, devrilen, saçılan şeyleri yeniden yan yana dizecekti sanki.
Ölenin ardından onun kişisel eşyalarının kaderini tayin edecek yegane kişi olmak, onun yaşamındaki noksanlığıyla baş etmek maratonunda koşması en zor kilometreymiş
Aşk ki zamana çekilmiş çiziktir yazıldıkça üstüne üstüne ölüme benzer sözcükler silinir.