Klasik bir söz vardır, eleştirdiğiniz her şeyde
biraz da sizden bir parça bulunur.
biraz da sizden bir parça bulunur.
Bireyleşmeye giden yol ıssız ve zorludur.
Bir yandan dış dünyanın beklentilerine göre üstümüze geçirdiğimiz, içine sığmaya çalışırken çekiştirip durduğumuz kıyafetler, öte yandan zihnimizin ürettiği düşünceler, biyolojimizin dayattığı dürtüler, uykumuzda bile duyduğumuz derinlerden gelen gümbürtüler...
Herkes herkese öğretmenlik yapıyor ve kimse iyileşmenin yolunun tam da kendinden başlaması gerektiğinin farkında değil gibi duruyor.
Er ya da geç her şey karşıtına koşar.
Beni işitiyor musun?
Konuşuyorum,
sana sesleniyorum.
Orada mısın?
Konuşuyorum,
sana sesleniyorum.
Orada mısın?
İnsan kendi ruhunun efendisi olduğuna inanmak ister.
Fizikçiler için parçacıklar, biyologlar için genler neyse psikoloji için de arketipler odur.
Rüyalarımız her gece kendi çapında felsefe yaparlar.
Kaygılar, korkular, huzursuzluk, bağımlılıklar ve bağımlı olunan şeylere karşı duyulan aşırı ihtiyaç içinde sürüklenmekteyiz.
Kuru dalların üzerinde güller açtırması gereken kişi olduğumu hiç düşünmedim.
Durup doğanın neler yapacağını hayranlıkla izliyorum.
Durup doğanın neler yapacağını hayranlıkla izliyorum.
Ruhumu beslemeyen içindeki karanlığı beslerdi.
Yani şeytanını…
Yani şeytanını…