Kitap okumana izin verdiklerinde gel, kitap vereyim sana...
Zırhlar içinde tepeden tırnağa
Ve bir mezar gibi dilsiz, korkunç
Yürüyor ıssızlıkta,
Hun başbuğu Attila
Ardından kara bir bulut gibi gelen ordusu haykırıyor:
"Hani, nerede... nerede şu güçlü Roma?
Ve bir mezar gibi dilsiz, korkunç
Yürüyor ıssızlıkta,
Hun başbuğu Attila
Ardından kara bir bulut gibi gelen ordusu haykırıyor:
"Hani, nerede... nerede şu güçlü Roma?
Kitapların hepsinde ortak bir yan vardı: İyi insanlar mutsuzdular ve kötüler onların tepelerine biniyordu...
Zor gelmez basit insanlara!..
Neşeli bir hayatın bilimi.
Neşeli bir hayatın bilimi.
Sen içme, delikanlı!
Ağzına damlasını koyma bu meretin!
Ağzına damlasını koyma bu meretin!
Kölelik hukuku günümüzde de geçerli olsaydı ve ben de senin efendin olsaydım, her hafta sana yedi kırbaç attırırdım, asalak herif!
+Hiç incittiler mi seni?
-Kim incitebilir ki beni?
Ben güçlüyüm, adama bir koydum mu...
+Dövüşten söz etmiyorum... Ruhunu incittiler mi?
-Kim incitebilir ki beni?
Ben güçlüyüm, adama bir koydum mu...
+Dövüşten söz etmiyorum... Ruhunu incittiler mi?
Takma şu adama, -dedi.-
Tükür gitsin!
Herkes kendi bildiği
Tanrı'ya kendi bildiği gibi tapınsın, bize ne?
Tükür gitsin!
Herkes kendi bildiği
Tanrı'ya kendi bildiği gibi tapınsın, bize ne?
“Kendimi, büyük birtakım sırların eşiğinde görüyor, deli gibi yaşıyordum.”
Doğru değil! O kimseyle oynaşmıyor! diye bağırmak geldi içimden.