Naomi Wolf 1990'ların başında "güzellik miti" kavramıyla erkek egemen toplumun yeniden tesisini ve bu mitin nasıl bir yaşam tarzını dayattığını dile getirir. Wolf modern toplumda güzelliğin tıpkı altın standardı gibi bir döviz sistemine dönüştüğünü söyler. Güzellik "her ekonomi gibi politikayla belirlenir ve Batıda modern çağda erkek egemenliğinin korunmasını sağlayan en son ve iyi inanç sistemidir" (Wolf, 2002, s. 12).
Nitekim bugün sayısız çalışma kadınların güzellik ideallerine erkeklerden radikal biçimde daha fazla maruz kaldığını gösterir.
Buna göre "güzellik, kadının küçüklüğünden itibaren, engellenemez biçimde, kadına ya atfedilecek ya da ondan esirgenecektir
Ne var ki modern Batı toplumlarında güzelliğin maddesel yani bedensel boyutu öne çıkar ve güzellik daha çok kadın bedeni üzerinden işleyen bir norm halini alır.
Insanlık tarihi içerisinde filozoflardan sanatçılara, bilim insanlarından sıradan insana kadar hep "Güzel nedir?" sorusunun cevabı aranmıştır. Bu sorunun cevabı farklı disiplinlerde yürütülen çeşitli çalışmalarla ele alınmakla beraber esas olarak felsefe literatürüne dayanır ve güzel kavramı felsefe literatürü içinde estetik bilimi çerçevesinde incelenir
Ya da Afrika kabilelerinin güzellik anlayışı ile Avrupai güzellik tanımı birbirinden fersah fersah uzaktır. Fakat yine de güzellik öyküsü bize güzelliğin öznel ve değişken bir olgu olduğunu unutturur. Bu öykünün anlatı gücü o kadar kuvvetlidir ki bizler güzelliğin mevcut tanımını ezeli ve ebedi olarak sabitmiş gibi algılarız
Güzellik bir öyküdür ve bu öykü anlatıldığı zamanın koşullarına ve ihtiyaçlarına göre farklılaşır. Üstelik sadece zamansal değil mekânsal olarak da değişkenlik gösterir. Örneğin Antik Yunan'ın etine dolgun kıvrımlı kadınları 2000'lerin başındaki sıfır beden güzellik tanımına uymaz