Hipotez, dürtüleri daha önceki bir durumun yeniden oluşturulması gereksinimine bağlamaktadır.
Bastırılmış cinsel dürtülerde kolaylıkla olabildiği gibi dolambaçlı yollardan doğrudan ya da yedek doyuma kavuşabildikleri zaman da, aslında bir haz olanağı olan bu başarı ben tarafından hoşnutsuzluk olarak algılanır.
Biliyoruz ki haz ilkesi ruhsal aygıtın birincil çalışma yöntemine uygundur; fakat kendini koruma bakış açısından organizmanın dış dünyanın güçlüklerine karşı koyabilmesine en başından itibaren uygunsuz, hatta çok da tehlikelidir. Benin kendini koruma dürtülerinin etkisi altında haz ilkesi, haz kazanma amacını elden bırakmadan doyumun ertelenmesi, kimi doyum olanaklarından vazgeçilmesi ve bir süre hoşnutsuzluğa katlanmak gibi uzun ve dolambaçlı yollardan hazzı sağlayan ve gücünü gösteren gerçeklik ilkesi ile yer değiştirir.
Sonunda gene ide dönecek olursak, id bene sevgi ya da nefret göstermek için hiçbir araca sahip değildir.
İstediğini söyleyemez, birleşik bir iradeye ulaşamamıştır.
Eros ve ölüm dürtüleri onun içinde savaşmaktadır.
Bir dürtünün öbürüne karşı hangi silahlarla kendini savunduğunu gördük.
İdin dilsiz fakat kudretli ölüm dürtüsünün egemenliğinde bulunduğunu, sükûnet bulmak ve huzur bozucu Eros'u haz ilkesinden destek alarak sakinleştirmek istediğini canlandırabiliriz gözümüzde.
Ama o zaman da Eros'un rolünü küçümsüyor olma ihtimalimiz çıkar ortaya.
İstediğini söyleyemez, birleşik bir iradeye ulaşamamıştır.
Eros ve ölüm dürtüleri onun içinde savaşmaktadır.
Bir dürtünün öbürüne karşı hangi silahlarla kendini savunduğunu gördük.
İdin dilsiz fakat kudretli ölüm dürtüsünün egemenliğinde bulunduğunu, sükûnet bulmak ve huzur bozucu Eros'u haz ilkesinden destek alarak sakinleştirmek istediğini canlandırabiliriz gözümüzde.
Ama o zaman da Eros'un rolünü küçümsüyor olma ihtimalimiz çıkar ortaya.
İdin yalnız yardımcısı değil, aynı zamanda boynu bükük kölesidir, efendisinin sevgisi için çabalar durur.
İdle olabildiğince uyum içinde kalmaya çalışır, onun
Bd emirlerini
Bö rasyonalizasyonlarına uydurur.
İdin katı ve eğilmez olduğu durumlarda bile, id gerçeğin uyarılarına itaat ediyormuş gibi yapar.
İdin gerçeklikle ve imkân bulduğunda üstbenle de çatışmalarını kamufle eder.
İd ile gerçeklik arasındaki konumuyla sık sık dalkavukluk, oportünistlik ve yalancılık yapar; gerçeği görmesine karşın kamuoyuna yaranmak zorunda kalan bir politikacı gibidir.
İki tür dürtü arasında ben tarafsız değildir.
İdle olabildiğince uyum içinde kalmaya çalışır, onun
Bd emirlerini
Bö rasyonalizasyonlarına uydurur.
İdin katı ve eğilmez olduğu durumlarda bile, id gerçeğin uyarılarına itaat ediyormuş gibi yapar.
İdin gerçeklikle ve imkân bulduğunda üstbenle de çatışmalarını kamufle eder.
İd ile gerçeklik arasındaki konumuyla sık sık dalkavukluk, oportünistlik ve yalancılık yapar; gerçeği görmesine karşın kamuoyuna yaranmak zorunda kalan bir politikacı gibidir.
İki tür dürtü arasında ben tarafsız değildir.