Aşk, insan benliğini temelinden sarsabilecek ölçüde güçlü bir ilişkidir. Güçlü olduğu kadar da başka hiçbir ilişkiye yaşam hakkı tanımayacak kadar kıskanç ve benmerkezlidir.
Ancak bir çatı altında yaşayınca anlaşılıyor kimi şeyler...
Alçakgönüllülük hoş bir özelliktir ama bu dünyada alçakgönüllüler saygı görmez, takdir edilmezler.
Sana yoksunu olduğun şeyi değil, bir şeyin yoksunu olduğunu göstermek istiyorum."
(Taşrada Düğün Hazırlıkları - Franz Kafka)
(Taşrada Düğün Hazırlıkları - Franz Kafka)
Gerçekten kaçmak, onunla yüzleşmekten daha kolaydır.
Acıyı ve umarsızlığı kim sonsuza dek yaşamak ister?
Zamanın varlığı ancak kaydedilen ya da hatırlanan anlarla hissedilebilir.
Deli bir ırmak gibi baş döndürücü hızla akan tarih, insanlığın dev teknesini hiç keşfedilmemiş cennetlerle taşıyacaktı. Ulaşılacak kıyıda, sınıf, ırk, cinsiyet ve din ayrımı yoktu. Bahar sabahları kadar taze, yaz akşamları kadar güzel olan bu kıyıya ulaşmamız bir zorunluluktu. Çünkü tarih ırmağının yönü bu cennete çevriliydi. Milyonlarca yıldır insanlığın aldığı yol, mesafeyi kısaltmıştı, çok yakında düşlerin gerçek olduğu o güzelim kara, sisler ardından gülümseyecekti. Suların geri aktığı nerede görülmüştü.
İçindeki kahramana asla yüz çevirme. Çünkü umut hâlâ insandadır. Hayır demeyi bilen, olmaz demeyi bilen, kabul etmiyorum demeyi bilen insanda. Unutma sakın, hak için gösterilen inat kutsaldır.
Yeryüzünün, muhteşem uygarlığımızın yasaları var. Onlara karşı gelinemez. Dünya kurulalı beri o yasalar nice kahramanları, nice adanmışları bir fiskeyle cehennemin dibine yollamıştır.
Bir türlü söz geçiremediğimiz isteklerimiz, doymak bilmeyen açlığımız, sınırlanamayan bencilliğimiz, akıldan yoksun acımasızlığımız. Hep aynı konu, hep aynı izlek, hep aynı hikâye.
İyilikle kıyaslandığında, kötülük her zaman daha çekicidir. Belki daha karmaşık olduğundan, belki insanların saklamaya çalıştığı bir özellik olduğundan.
İnsanın en büyük trajedisi ölümlü olduğunu bilmesidir.
Mutlak olarak bilmek, belki cahilliği ortadan kaldırır ama daha korkunç bir durumun gerçekleşmesine neden olur; öğrenme isteğimizi ortadan kaldırır.
Çoğu kötülükle ve bencillikle dolu düşüncelerimizin açığa çıkmasından hangimiz mutlu oluruz ki?
Hiçbirimizin ruhu salt iyilikten, salt güzellikten, salt yücelikten oluşmuyor; hiçkimse masum değil, hiçbir zaman da değildi.
(...)
En masumumuzun içinden bile kim bilir ne kötülükler geçiyor.
(...)
En masumumuzun içinden bile kim bilir ne kötülükler geçiyor.
Birbirine benzeyen yollar ve yolculuklar doğal olarak sıradanlaşır, çekiciliğini yitirir. Yolculuğu sıradışı kılan etken ise, insan ruhunun benzersizliğidir, değişkenliğidir, ele geçirilmezliğidir.