Güzel bir kızdı bence, demek istediğim güzel bir yüz ifadesi vardı. Güneş ışığına bile yalan söyletilebileceğini biliyordum fakat hiçbir ışık oyununun ve pozun bu yüz hatları üzerine, o hassas doğruluk gölgesini konduramayacağını hissediyordu insan.
Belki de tüm bilgelik, tüm gerçek ve tüm içtenlik, görünmezin eşiğini aştığımız o ufacık ânın içine sıkıştırılmıştır.
Tuhaftır yaşam, acımasız mantığın faydasız bir amaca yönelik gizemli düzeni.
Hiçbir sınır, hiçbir inanç, hiçbir korku tanımayan ama kendi kendiyle kör bir mücadele içine giren bir ruhun akıl almaz gizemini gördüm.
Sanırım günahlarımdan ötürü, kendi manevi özüme bakmak gibi çetin bir sınavdan geçmek zorundaydım.
Sonra o kadar ilerledim ki, nasıl geriye döneceğimi kestiremedim.
Yaradılıştan gelen gücünüze, inanç ve bağlılık kabiliyetinize sığınmalısınız.
Bizimki daha kötüye gitmesin diye, kendilerine ait o güzel dünyalarında kalmalarına yardımcı olmalıyız kadınların.
Aşırı bir keder bile sonunda şiddete dönüşebilirdi; fakat genelde hissizlik ve kayıtsızlığa dönüşür...
Sanki size bir rüyayı anlatmaya çalışıyorum; boşuna çabalıyorum, çünkü rüyaya ilişkin hiçbir şey, rüya hissini, çalkantılı bir isyan mücadelesiyle iç içe geçmiş o anlamsız, şaşırtıcı ve sersemletici, rüyaların özü olan o tutsak düşme hissini aktaramaz...
Yalandan nefret eder, tiksinirim ve tahammül edemem. Geri kalanlardan daha düzgün biri olduğumdan değil, sadece yalan beni korkuttuğu için. Yalanda pis bir ölüm kokusu vardır.
Senin gücün, diğerlerinin zayıflığından kaynaklanan bir tesadüftür sadece.