Biz, 4,5 milyar yıl süren rastlantısal, yavaş bir biyolojik evrimin ürünüyüz.
Evrimin artık durmuş olduğunu düşünmek için hiçbir sebep yoktur.
İnsan bir geçiş hayvanıdır. Yaratılışın doruğu değildir.
Evrimin artık durmuş olduğunu düşünmek için hiçbir sebep yoktur.
İnsan bir geçiş hayvanıdır. Yaratılışın doruğu değildir.
Her şeye rağmen, durağan kalamayacağımız açıktır.
“Ancak nereye gittiğimizi bilmek için nereden geldiğimizi anlamamız gerekir.”
“Ancak nereye gittiğimizi bilmek için nereden geldiğimizi anlamamız gerekir.”
Gökyüzünün esrarengiz kanunlarına rağmen, insanoğlu yıldızların arasına doğru kalıntılarını fırlatabiliyor ama Dünya’da bulunan kendi sistemlerine hükmedebilmekte hâlâ aciz kalıyor.
Öncü 10’daki levhanın en belirgin anlamı dışarıya giden mesaj değildir; kendi kendimize verdiğimiz mesajdır.
Başka bir gezegendeki canlıları hiç olmazsa ana hatlarıyla bize benzer sanmak diyebilirim ki bir çeşit şovenizmdir.
Bizler birçok biyolojik kazanın ve rastlantının ürünüyüz. Evrensel açıdan baktığımızda insanın ilk ya da son veya en iyisi olması için bir sebep göremeyiz.
Artık ‘dünya’, ‘evren’ anlamına gelmiyor.
Diğer birçokları gibi bir dünyada yaşıyoruz.
Diğer birçokları gibi bir dünyada yaşıyoruz.
Evren uçsuz bucaksız, dehşete düşürücü ve ilk kez onun bir parçası olmaya başlıyoruz.