Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
“Niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz?
Niçin rüzgarlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz?
Niçin yanımda değilsin?
“Şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırsan gelirim..” dedi.
Evvela ne demek istediğini anlamadım.
O da bir an durdu ve ilave etti.
“Nereye çağırsan gelirim!”
Evvela ne demek istediğini anlamadım.
O da bir an durdu ve ilave etti.
“Nereye çağırsan gelirim!”
“Dünyada bir tek insana inanmıştım.
O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanma gücü bırakmamıştı.
Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum.
Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı;
çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanma gücü bırakmamıştı.
Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum.
Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı;
çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.