Hapishane ancak serseriler, köylüler ve aşağı tabakadan insanlar içindi; bir Hilmi Bey'in oğlu adam öldürse bile onlarla bir tutulamazdı.
Hayatın yeknesaklığı içinde birdenbire beliriveren bu korkunç değişikliği gülerek kabul eden ona koşan ve ne için, kimin için ölmeye gideceklerini, nerede ve nasıl öldürüleceklerini sormayı asla akıllarına getirmeyen kahramanlar...
İki insanın birbiriyle karşılaşması kadere, tanıştıktan sonra yan yana kalmaları ise onların gayretine bağlıdır.
Az şeyler çekmemişsin sen, küçük! Fakat her şey geçer. Her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin mânâsı yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır!
Varlığı büyük boşlukları dolduracak mahiyette değildi; fakat yokluğu müthişti...
Kendi içine kapalı bir dünyada, kendi kendine yeten bir ruhu kim anlayabilirdi ki?
Hiçbir yerden öğrenilmiş olmayan ve tabiatı henüz kendisine bağlı bulunanlara uyanık tuttuğu bir his onlara, hayatın bütün kalabalığından ve müşterek yürüyüşünden ayrılmanın dehşetini fısıldıyordu..
Yusuf’un dünyasında her şey basitti. İyiler iyidir, kötüler de kötü. Ama bu kasaba, iyileri kötü yapacak, kötüleri ise baş tacı edecek kadar karmaşıktı.
İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir oyunla bize kendimizi suçsuz hissettiriyor... Dünyada asıl mühim olan şey, bir insanın diğer bir insanı ne kadar sevdiği, onun için neler yapabileceğidir.