Bazen öyle anlar oluyor ki artık kim olduğumu bilemediğimi hissediyorum.
Bazen en olmayacak insanlara sımsıkı tutunuruz, ta ki acıya daha fazla katlanamayıp bırakana kadar.
Kaybolduğunu kabul etmeyen birinin yolunu bulmasına yardım edemezsiniz.
Hayatın hep tersine işlemesi ne tuhaf. Yetişkin kılığına bürünen çocuklardık, şimdi ise çocuk gibi davranan büyükleriz.
İnsan sesi dalgaya benzer kimininki öylece üzerinize vurup geri çekilirken kimininki sizi yere yapıştırdığı gibi özgüvensizlik okyanusuna sürükler.
Giysiler kadını kadın yapmaz ama kendi kumaşımızı gizlememize yardımcı olurlar.
Bazen anılarımız, geçmişimizi daha güzel göstermek için çerçevelerini değiştirirler ki geriye dönüp baktığımızda daha az korkunç şeyler görebilelim. Bazen anılarımızın üstünü boyarız ki altında gizlenenleri hatırlamıyormuş gibi yapabilelim.
Kaygı çoğunlukla mantıktan daha yüksek sesle bağırır. Sürekli en kötüsünü hayal edip durursanız sonunda gerçeğe dönüşür.
Sessizlik, duymaktansa hissetmeyi öğrendiğim bir korku.
Hala hırslı, kendi potansiyeline güveni tam, hayatın henüz yoluna savurmadığı hayal kırıklıklarından yara almamış.
Bazı şeyler vardır, onlardan sırf onları bize veren kişilerden dolayı kopamayız: isimler, inançlar, atkılar...