“Tek şansımız şiir dostum,”
“Çünkü sözden şiiri çıkardığında geriye gürültüden başka bir şey kalmıyor.”
“Çünkü sözden şiiri çıkardığında geriye gürültüden başka bir şey kalmıyor.”
“Adalet, sadece suçlunun yakalanması değil, masumun vicdan azabından kurtarılmasıdır.
Ama bu şehirde masum bulmak, gökyüzündeki yarığı dikmek kadar imkansız.”
Ama bu şehirde masum bulmak, gökyüzündeki yarığı dikmek kadar imkansız.”
Gemi batmadığı sürece o yükle yaşamaya mahkumsun.
“Anılar,” dedi Stan kendi kendine, “yükünü boşaltmayan gemiler gibidir; limanda çürür ama asla batmazlar.”
“Anılar,” dedi Stan kendi kendine, “yükünü boşaltmayan gemiler gibidir; limanda çürür ama asla batmazlar.”
“Oysa bu titrek yarık ona gökkubbeye vurulmuş bir kırbaç izi gibi görünüyor, zihninde uğursuz çağrışımlar uyandırıyordu.”
“Alman pastası istemiyorum Ceylan, hayal gücü istiyorum!
Biraz tutku, enerji...”
Biraz tutku, enerji...”
"Gerçek, çoğu zaman çıplak değildir; üzerinde binbir yalanın yamalı bohçası vardır.
Onu soymaya kalktığınızda elinizde kalan sadece soğuk bir boşluk olabilir.
Onu soymaya kalktığınızda elinizde kalan sadece soğuk bir boşluk olabilir.
"İnsanları oldukları gibi değil, olmalarını istediğimiz gibi severiz.
Sonra da o hayale uymadıkları için onları suçlarız.
Sonra da o hayale uymadıkları için onları suçlarız.
“İnsanın en büyük icadı tekerlek ya da ateş değil, vicdan azabını rasyonalize edebilme yeteneğidir.”
"Birine yaklaşmak, onun karanlığına alışmak demektir.
Oysa biz hep başkalarının ışığına aşık olur, karanlıklarında ise boğuluruz.
Oysa biz hep başkalarının ışığına aşık olur, karanlıklarında ise boğuluruz.