...dünyadan tam da böyle kopuk görünenler, akkarıncalar misali kendi özel alanları içinde dünyanın tuhaf ve tamamıyla benzersiz bir modelini inşa ederler.
Beyaz Ben bir hamle yapar yapmaz Siyah Ben, hararetle öne atılıyordu; bir parti biter bitmez bir sonraki için kendi kendime meydan okuyordum, çünkü her defasında iki Satrançtaki Ben'den biri ötekine yenik düşüyor ve rövanş talep ediyordu.
Bütün yontulmamış varlıklarda olduğu gibi onda da gülünç bir kendini beğenmişlik vardı.
Yeryüzünde beni sorguya çekmeyen, bana acı vermeyen bir insan kalmış mıydı hâlâ gerçekten?
Beni tutsak eden duvarlar değil, düşüncelerimdi.
Savaşacağım tek şey içimdeki diğer bendi...
Sonunda yalnızdım ve artık asla yalnız olmayacaktım!
Anlaşılan beynimiz, ruh için rahatsız edici ve tehlikeli olabilecekleri kendiliğinden devre dışı bırakıp düzenleyen güçlere sahip.
Herkese yürümüşsün caddeler boyu, bana gelince yorulmuşsun.
Kim benimkisi kadar ölçüsüz bir tutkuya ve sabra sahipti?
Muhtemelen kitabı hemen elime alıp okuduğumu düşüneceksiniz. Kesinlikle hayır!! Önce bir kitabım olmasının sevincini yaşamak istiyordum.
Bana gülümsüyordu evet, gülümsüyordu, iyi niyetle gülümseyebilen insanlar vardı hala...