Her kapı sizi değişik bir zamana ve yere götüren bir geçittir. Bizim bir odaya girmemizi ve oradan çıkmamızı sağlayan kapı, aynı zamanda bizi o odanın geçmişine ve geleceğini de götürür
Sevgiyi öldüremezsiniz. Onu nefretle bile öldüremezsiniz. Belki sevgi halini, aşkı öldürebilirsiniz. Onları öldürür veya ağır bir pişmanlık içinde derine gömebilirsiniz ama sevgiyi öldüremezsiniz
Sevgi, sizinki dışında bir gerçekliği tutkuyla aramaktır ve bir kere bunu içtenlikle dolu dolu yaşadınız mı sevgi sonsuza dek sürer
Bir adama nasıl da boş yere umut ettiğini gösterirseniz onun sevilmek isteyen inançlı, parlak yanını öldürürsünüz.
Hastalıklı sevgi ile kıskançlığın zamana, mekana ya da mantığa saygısı yoktur
altın rengi gözlerinde öyle bir sevgi vardı ki bu benim ta kalbimin derinliklerinde en fazla özlemini duyduğum şeydi. Yumuşak gülümsemesindeki, endişeli gözlerindeki sevgi, bir babanın sevgisiydi. Bildiğim tek baba sevgisiydi.
Kişilik ve kimlik, bir bakıma insanlarla kurduğumuz ve birbiriyle kesişen ilişkilerimizin haritadaki koordinatları gibidir. Sevdiğimiz insanlar ve onları sevme nedenlerimizle kim olduğumuzu ve ne olduğumuzu tanımlarız.
Fakat genç yüzünde duygusuz bir ifade vardı. Bu ifadeyi biliyordum. Bazen aynaya baktığımda ben de böyle bir ifadeyle karşılaşıyordum. Mutluluğumuzun masum ve güven dolu kısmı elimizden alındığında ve bunun için haklı ya da haksız yere kendimizi suçladığımızda oluşan ifadeydi bu...
İlk başlarda birini gerçekten sevdiğimizde en çok korktuğumuz şey onun bizi sevmekten vazgeçmesidir. Elbette aslında korkmamız gereken ölseler de, gitseler de onları sevmekten vazgeçememektir.
İçimizde dışarıya çıkan bütün o anlar kalbimizde gizli bir yer edinirler. Orada aşklar da, filler gibi kendilerine ölecek bir yer bulur..