Servetin ve özgürlüğün olduğu yerde, insanlar katı ve adaletsiz buyruklara sabırla boyun eğmeyi zül sayar. Buna karşın yoksulluk ve kıtlık insanları köreltir, uysallaştırır ve isyana hazır cüretkar ruhları eze eze öğütür.
Halk yararına çalışıyoruz diye kendi ceplerini doldurmak için icat etmedikleri yol yoktur. Onların; bütün aşırdıklarını nasıl yaparım da korurum diye kaygılanıp dururlar, Zavallıları da nasıl ucuza çalıştırır, ezerim ve sırtlarından geçinirim diye düşünür dururlar. Bütün bu düzene bir de iktidar süsü verirler, halkın temsilcileri olduklarını ileri sürerler ve bütün bunlara yasa kılıfını geçirirler.