Majestelerinin saltanatının ve güvenliğinin kendi refahından çok halkının refahına bağlı oldugunu söylüyorum ve oradakilere halkın kralı kral için değil, kendileri için seçtiğini açıklamaya çalışıyorum; halkının rahat bir şekilde, hiçbir haksızlığa ugramadan yaşaması için kralın eza ve cefa çekmesinin kaçınılmaz olduğunu ve işte bu yüzden bir kralın görevinin her şeyden önce kendisinin değil, halkının refahını düşünmek olduğunu söylüyorum ve nasıl ki bir çobanın işi kendinden önce koyunlarını beslemektir, kral için de aynısı geçerli diye ekliyorum.
Savaşı tamamen hayvani bir şey olarak görüyorlar, ama savaşmaya insan kadar düşkün bir başka canlının olmaması da kanlarını donduruyor. Bu konuda neredeyse dünyanın bütün ülkelerinin geleneğine aykırı olarak, savaşta kazanılan onur kadar onursuz başka bir şeyin olamayacağını belirtiyorlar.
Bütün endişelerden arınmış, neşeli ve dingin bir ruh haliyle yaşamak kadar büyük zenginlik var mı?