Bir zamanlar yalnızlık daha yoğun ve daha küçüktü, onu ehlileştirebilir, bir kedi gibi okşayabilirdin. Şimdi artık kozmik boyutlarla baş edemiyorum.
Şimdi de sen Uzay'da bir yerlere 'kaçtın'. Akşamları senin yalnızlığının nasıl bir yalnızlık olduğunu düşünüyorum, acaba Evren'in boyutlarına mı sahip, bizimkinden daha mı hafif ve seyrek? Kendi kütlesi ne ve yerçekimi onu nasıl etkiliyor?
Uzay'ın hangi maddeden yapıldığını biliyor musun? Yalnızlıktan yapılmıştır. Maddesi budur. Yalnızlık ise etrafındaki tüm boşluğu doldurmaya çalışan uçucu bir maddedir.
Tek kişilik bir mezarlık. Öteki dünyaya ait bir devlet rezidansı, muhtemelen ölülerin görünmez heyetlerinin resmi ziyarete geldiği bir yer.
Sadece kızlar anne ister. Erkeklerin babaya ihtiyacı vardır.
Ölümün bile zaman aldığını hiç düşünmemiştim.
Mayıs ayında her şey güzel durur.
Lizbonlu Carla, romanımın üç sayfasında yaşıyordu. 75. sayfada aniden ortaya çıkıyor ve 77. sayfada aynı şekilde aniden yok oluyordu. Vardır öyle kadınlar, tüm özellikleri yok olup gitmekten ibarettir.
Yirmi yaşındayken her şeye söz verebilirsin. Kırk yıl bir sonsuzluktur ama yirmi yaşında insan fiilen ölümsüzdür..
Birbirimize kırk yıl tanıyalım ve yine burada buluşalım... Altmış yaşında olacağız... Mutluluk biraz tükenmiş olacak, dibi görünecek.
O zamana kadar birbirimizi aramayacağız. Bu kapıdan çıkıyoruz, hayatımızı yaşıyoruz ve kırk yıl sonra görüşüyoruz. Peki ya unutursak, dalgınlığımıza gelirse,diye sordum. Unutmayız,dedi.
O zamana kadar birbirimizi aramayacağız. Bu kapıdan çıkıyoruz, hayatımızı yaşıyoruz ve kırk yıl sonra görüşüyoruz. Peki ya unutursak, dalgınlığımıza gelirse,diye sordum. Unutmayız,dedi.
Saat artık 12:10... Kimse kendi şehrinde otelde kalmaz. Olağanüstü durumlar hariç – karınla kavga edip kapıyı çarpıp çıkmışsan mesela. Ama o zaman da otele gitmezsin. Açık kalan son meyhanede kafayı çekersin ve üç gibi dışarı atılınca ya istasyona doğru yola koyulursun ya da bir bankın üzerine kıvrılır, sabah ayazından kaskatı kesilmiş halde uyanırsın.
Yıllar boyunca her tıraş olduğumda berber koltuğunda nasıl yaşlandığımı izledim.
Dünya, tüm estetik ameliyatlara rağmen ileri evredeki hastalığı hakkında artık yalan söyleyemeyen bir ihtiyar gibi çökmeye başlamıştı.