KİM unutur gibi olduğu birşeyi hatırladı bu soruyla: «Ne olmalı, nasıl olmalıyım ben? Ama bunu araştırırken ömrüm geçecek. Bense yaşamak istiyorum!..>>
Oysa beğenmeye ve beğenilmeye en çok muhtaç olduğu, kendi yıkılan dünyasını kendi yapma savaşında olduğu bu çağda, yardım isteğinde değil, değerliliğinin ve beğenildiğinin duyurulması ihtiyacındaydı
Ne kadar çok seviyorum bu hitabı. Nasıl arıyorum bilsen, bu hitabı kullanabileceklerimi. Nasıl istiyorum bilsen, ruhunun aynasında bana kendimi gösterecekleri. Ruhumu çırılçıplak soymak, kirlerinden arındırmak, yıkamak, yıkandırmak istiyorum. Dost istiyorum, dost ne demekse işte onu.
Kavga nedir? Değişen şartlarla mücadele değil mi? Tabiatla mücadelesini yapamayan karınca ölüme mahkumdur: Açlıkla kavga, susuzlukla kavga, soğukla kavga...
Hangi ananın karnındaysan artık gel>> feryadının ifade tarzını pek beğenirken, «geldim, hazırlanıyorum, göreceksin» diyememenin istırabını yaşayamayan ve kötüsü, bu feryattan, <<bizim hareketimizi daha anasının karnından doğmamış gelecek nesiller yapacak>> sonucunu çıkararak, böyle olabilme sancısı çekenleri karalayan o sümsükleri, reddeden...