Hayat, soğuk ve sıcağın tam ortasında kuruludur. Kimi soğukta kalır, kimiyse sıcakta. Yaşarken sıcak olmuşluğuna inat, ölürken soğuyup gider beden... Bazılarımız lavlı volkanlarda yanarak ısıtırken bizleri, bazılarımız ise bizleri yakan ateşi zemheri soğukta üşüyerek söndürüyor.
Taş yerinde olduğu kadar, yiğitte duruşuyla ağırdır.
Haksızlık ortada gezerken Kabil olmak mı elzem gelir yoksa Eyüp sabrında sabit kalmak mı?
Zaman, insanın yoldaşıdır. Onu görmezden gelirseniz size düşman olur her şeyinizi boşluğa iter. O yüzden zaman sizi değil siz onu yönetin. Boş kavgaları, dedikoduları, siyasi çekişmeleri, boş angaryaları bırakın. Önce kendinizi bilin. Yüreğinizi dinleyin. Ve sonra sorun özgür ruhunuza; ben gerçekten olduğum yerde miyim?
Dünyadaki en güçsüz ve aciz erkeğin kendisinden fiziksel olarak güçsüz olan kadına el kaldırması kadar adi ne olabilirdi bu dünyada?
Şunu asla unutmayın ki; cehalet insanı yakar, bilgi ise cehaleti... Her biriniz bilimin ocağında parlayan köz olun ki cahilin rüzgarı sizleri söndürmesin.
Birisinin umudu başka birisinin harcadığı iyilik kadar oluyor.
Yılların insana belki de verdiği en güzel şey bu. Zihindeki acı hatıraların üzerine toz üflemek. O yüzden göremiyor ve hatırlayamıyoruz.