Alintilar Logo

ALINTILAR

📜

Halka Duyurulur

Yükleniyor...

⚜️

Hoş Geldin

Hesabın var mı?

❤️Ömür Boyu Ücretsiz ve Reklamsız Uygulama

I

Yeni Okur/Yazar

Ücretsiz katıl!

Kayıt Ol

🎉İlk 1000 Kullanıcımıza Ücretsiz Ömür Boyu Onay Rozeti

II
Sessiz Milat: "Küllerinden değil, köklerinden yenide... | Alıntılar
Gönderi
❤️
Kişisel Paylaşım
@ilkimmk ✍️ Yazar 18 May

Sessiz Milat: "Küllerinden değil, köklerinden yeniden doğan bir kadının kısa ama derin yolculuğu."


SESSİZ MİLAT
Zerin, yıllarca süren o gürültülü esaretin ardından ilk kez mutfakta tek başına oturuyordu. Evin içindeki sessizlik, eskiden olduğu gibi korkuyla değil, tuhaf bir hafiflikle doluydu. Parmaklarında artık o ağır altın halkanın izi yoktu; sadece kendi teninin çıplak ve özgür dokunuşu vardı. Bu, fırtınadan sonraki o tekinsiz ama vaat dolu durgunluktu.

​Duvarlardaki boşluklar, sökülen tabloların ve indirilen fotoğrafların izlerini taşıyordu. Zerin, bu boşluklara bakarken ruhundaki gedikleri görüyordu. Toksik bir evliliğin en büyük mirası, insanın kendi sesini unutmasıydı. O ses, şimdi bir yerlerde, tozlu köşelerde bulunmayı bekliyordu. Eşyalar gitmişti ama anıların gölgesi hala köşelerde pusudaydı.

​Yıllardır dokunmadığı çalışma masasının çekmecesini çektiğinde, karşısına eski, deri kaplı defteri çıktı. Mürekkebi kurumuş dolma kalemi, eline aldığında bir kılıç kadar ağır gelmişti. Yazmak, bir zamanlar nefes almak gibiydi; sonra o nefesi kesmişlerdi. Zerin, kalemi parmaklarının arasında çevirirken içindeki o eski direncin kıpırdadığını hissetti.

​Zihninde yankılanan o yıkıcı sesleri susturmak kolay değildi. "Yapamazsın," diyordu o ses, "Sen bensiz bir hiçsin." Zerin gözlerini kapattı ve o sesin sahibini, hayatından söküp attığı o adamı değil, sadece kendi nefesini dinledi. Geçmişin gürültüsü, bugünün sessizliğine yenilmek zorundaydı.

​Ve ilk kelime kağıda düştü. Küçük, titrek bir "Hayır" ile başladı her şey. Sonra cümleler akmaya başladı. Yazdığı her harf, üzerine atılan ölü toprağını eşeliyordu. Zerin, kağıdın üzerinde dans eden mürekkebin kendi kanı kadar canlı olduğunu fark etti. Bu, bir kurbanın değil, bir savaşçının günlüğüydü.

​Saatler geçti, gece sabaha evrildi. Odanın zemini, karalanmış ve buruşturulup atılmış kağıtlarla değil, Zerin'in ruhundan taşan dürüstlükle doldu. Yazmak, sadece bir eylem değil, bir arınma ritüeliydi. Her paragraf, evliliğinin parmaklıklarını birer birer kırıyordu. Sessizlik artık bir mahkumiyet değil, bir tercihti.

​Aynanın karşısına geçtiğinde gördüğü yabancı, aslında en eski dostuydu. Gözlerindeki o sönük fer, yerini loş ama sarsılmaz bir ışığa bırakmıştı. Zerin, kendi yüzündeki çizgileri ilk kez şefkatle inceledi. Bu çizgiler, hayatta kalmanın ve yeniden başlamanın haritasıydı. Kendi miladını kendi elleriyle çizmişti.

​Ertesi gün sokağa çıktığında, dünya aynıydı ama o farklıydı. İnsanların arasından geçerken, sırtında taşıdığı o görünmez kamburun yokluğunu hissetti. Her adımında, yazdığı kelimelerin gücünü duyuyordu. Artık birinin "eşi" ya da birinin "gölgesi" değildi; o sadece Zerin'di ve bu her şeye yeterdi.

​Sessiz Milat, sadece susmak değil, gürültüden arınmaktı. Zerin, parktaki bir banka oturdu ve çantasından defterini çıkardı. Artık saklanacak bir şeyi yoktu. Küllerinden doğan bir anka kuşu gibi değil, köklerini derinlere salan sağlam bir çınar gibi hissediyordu kendini. Ateş geçmişti, geriye bereketli bir toprak kalmıştı.

​Defterin son sayfasını çevirdi ve bugünün tarihini attı. Altına tek bir cümle yazdı: "Bugün benim ilk günüm." Sessizlik artık onun sığınağıydı. Zerin kalemi bıraktı, derin bir nefes aldı ve güneşin batışını izlerken kendi sessiz zaferini kutladı. Hikaye yeni başlıyordu.

​​"Bazı vedalar, en muazzam başlangıçların habercisidir.

0
6

Fısıltılar

💬 0

Henüz bir fısıltı yok

İlk yorumu sen yap!

Hoş Geldin, Okur!