İnsan,her konuşabildiğinde değil;konuşmamayı seçebildiğinde olgunlaşır.
Susmak, kaçış değil;bilinçli bir tercihtir. Konuşmanın zarara yol açtığı yerde susmak,erdem haline gelir.
İnsan konuşurken kendini tartmazsa,söylediği sözler bir süre sonra onu tartmaya başlar.
İnsanın dili,kalbinde olanı açığa çıkarır.
İnsan çoğu zaman yanlışta ısrar etmez; alıştığı şeyde ısrar eder
İnsan çoğu zaman yanlışta ısrar ettiğini düşünmez.
Âdetler, insanı hakikatten perdeleyen en kuvvetli engellerdendir.
Kalbin yönelmediği sözler,yalnızca sestir.
Kendisini doğru yolda gören kimse,muhasebeyi terk eder.
Alışkanlıkların Din Olarak Kabul Görmesi
İnsan çoğu zaman yanlış yaptığı için değil, alıştığ şeyi doğru sandığı için yolunu kaybeder. Gazali'nin meseleye baktığı yer burasıdır. Ona göre tehlike, günahın kendisinde değil; sorgulanmadan sürdürülen davranışta başlar. Çünkü: "İnsan bir işi tekrar ettikçe, o iş kalpte yerleşir; kalpte yerleşen şey ise artık sorgulanmaz hale gelir." Sorgulanmayan her şey zamanla dokunulmaz olur.
İnsan çoğu zaman yanlış yaptığı için değil, alıştığ şeyi doğru sandığı için yolunu kaybeder. Gazali'nin meseleye baktığı yer burasıdır. Ona göre tehlike, günahın kendisinde değil; sorgulanmadan sürdürülen davranışta başlar. Çünkü: "İnsan bir işi tekrar ettikçe, o iş kalpte yerleşir; kalpte yerleşen şey ise artık sorgulanmaz hale gelir." Sorgulanmayan her şey zamanla dokunulmaz olur.
insan, başkalarını aldatmaktan çok önce, kendini ikna etme konusunda ustadır.
Gazali insanın kendini aldatırken çoğu zaman kötü niyetli olmadığını düşünür. Ama niyetin temiz olması aldanışı ortadan kaldırmaz.
İnsan gaflet içindedir ve gafletini de bilmez.
İnsan meşguldür, ama uyanık değildir. Yaşadığını zanneder, ama farkında değildir. Bu hal, aldanışın en köklü biçimidir. Çünkü burada artık kandırılan yalnızca vicdan değil, insanın kendisidir.