Belki de annenizle aranızda görünmez bir göbek bağı varlığını çocukluğunuz boyunca sürdürdüğü içindir; anne hep yanınızdadır, öğle yemeğini hazırlar, hastayken size o bakar, elini alnınıza koyar; anne, içinde yüzdüğünüz havuzdur.
çünkü suç işleyen herkes mazeret uydurmak için önceden sözleşir.
Çocukluk dikeydir. Yukarı doğru büyürsün, boyun bahçedeki güllerinki kadardır, herkes sana her yıl ne kadar büyüdüğünü tekrar edip durur, baban seni havaya kaldırır, parmak uçlarında yükselirsin, her şey kıpır kıpır hayat ve hareket doludur, yatmak istemezsin, ancak zorla yatarsın. Yaşlılık yataydır. Azıcık dinlenelim, öğleden sonra uzanalım, kanepeye şöyle bir uzanacağım sadece, çünkü belim... Yaşlılık uzun süreli, belki de sonsuz bir yataylığa alışmaktır.
Seni seviyorum, senin için üzülüyorum, seni özlüyorum gibi güçlü sözler söylemenin kabul görmediği bir kültürde, insanlar sevgilerini ifade etmek için farklı yollar bulur.
aslında korkuyoruz, çünkü yine acı çekeceğini biliyoruz.
Evsiz yaşayamayan sadece insanlar değildir, evler de insanları olmadan yaşayamaz.
Yine söylüyorum, birinin elini tutarken onun öldüğünü hissetmek tuhaf bir duygu Aramızdan ayrılanlar nereye gider?
seni bekledim, buradan hiç ayrılmadım, şimdi artık ölebilirim.
O, bu saatlerde sizinle birlikte olmaktan mutlu olurdu.
Yaşayanlar ölülerin gözlerini kapatır, ölüler yaşayanların gözlerini açar