Ey evlat! Meşru yoldan ve helalinden alın teriyle kazandığını ye. Dinini satarak dünyalık elde etmeye ve bu yoldan kazanılmış şeylerle geçinmeye kalkışma. Helalinden ve meşru yoldan kazan.
Ey evlat! Allah'ı kullarına şikâyet etmeye kalkışma.
Hakiki imana sahip olan bir mü'minin iki dış gözü, iki de iç gözü vardır. İki dış gözüyle Allah'ın yeryüzündeki sanat eserlerini görür, iki iç gözüyle de Allah'ın göklerde yaratmış olduğu eserleri görür.
Allah'a ulașma yolunda yine Allah'ın işlerini delil getir. Nasıl ki bir sanat eserinden sanatkâra geçiliyorsa, Allah'ın muazzam bir sanatı olan bu kâinata bakmakla da Allah'a ulaşılır. Onun için Allah'ın sanatı üzerinde tefekkür edersen Allah'a ulaşırsın.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten hayırlıdır.
"Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten hayırlıdır.
Ey evlat! Tefekkür kalbin yapacağı işlerdendir.
Eğer kendin için bir iyilik görürsen, bir iyiliğe kavuşursan, Allah'a şükret. Bir kötülük görürsen de ondan dolayı tevbe et. İşte bu tefekkür sayesinde dinin ihya olur, dirilir, şeytanın da ölür.
Eğer kendin için bir iyilik görürsen, bir iyiliğe kavuşursan, Allah'a şükret. Bir kötülük görürsen de ondan dolayı tevbe et. İşte bu tefekkür sayesinde dinin ihya olur, dirilir, şeytanın da ölür.
Dünya, Hak erenleri için bir kuvvet kazanma ve pişip olgunlaşma yeridir.
Ey evlat! Dünyadaki himmet ve gayretin yemek, içmek, giymek, evlenmek, güzel ve rahat evlerde oturmak, servet toplamaktan ibaret olmasın. Bütün bunlar nefsin işidir, nefsin arzu ettiği şeylerdir.
Öyleyse kalbe ait çalışmak ve gayret nedir? Kalp, öz ve sır neye arzu duyar? Onun arzusu ve gayreti Allah'ı aramaktır. Kalbin arzu edeceği tek şey budur.
Öyleyse kalbe ait çalışmak ve gayret nedir? Kalp, öz ve sır neye arzu duyar? Onun arzusu ve gayreti Allah'ı aramaktır. Kalbin arzu edeceği tek şey budur.
Ey evlat! Sana herhangi bir dert geldiği zaman onu sabır eliyle karşıla ve devası gelinceye kadar sakin ol. Deva gelince de onu şükürle karşıla.
Tevbe, Allah'ın katında makbul kul olmanın temelidir.
Dünyayı nefsine ver, ahireti kalbine koy, Mevla'yı da özünde tut.
Bu zaman ahir zamandır. Nifak çarşısı açılmıştır. Yalan çarşısı açılmıştır. Münafik, yalancı, deccal kişilerle oturmayınız.
Öyle bir murakabeye ihtiyacın var, öyle bir murakabeye sahip olmalısın ki, Allah'ın daima seni görmekte olduğunu sana hatırlatsın.
Zahitleri mahveden nefsani ihtiraslardır. Hak erenlerini mahveden yalnızlık anlarındaki kötü düşünceler, hatıra gelen kötü fikirlerdir.
Büyük insanları yıkıp mahveden küçük hatalar, sürçmeler ve kaymalardır.
Ey evlat! Yalnızlık anlarında öyle bir takvaya ihtiyacın var ve öyle bir takvaya sahip olmalısın ki, seni günahlardan ve günaha sürükleyecek kaymalardan alıkoysun. Öyle bir mu rakabeye ihtiyacın var, öyle bir murakabeye sahip olmalısın ki, Allah'ın daima seni görmekte olduğunu sana hatırlatsın. İşte sen yalnızlık anlarında böyle olmaya muhtaçsın mecbursun. Bundan başka, nefis, heva ve şeytanla savaş maya muhtaçsın.
Hak erenleri düşmana galip gelebilmek için zindelik kazanmak niyetiyle uyurlar. İhtiyaç dolayısıyla yemek yerler. Ancak zaruret hâlinde konuşurlar. Mecbur kalmadıkça âdetleri dilsizlik ve sükûttur. Onları ancak Allah'ın takdiri konuşturur. Bu dünyada onların dilini Allah hareket ettirir, söyletir. Tıpkı yarın kıyamet gününde organlarını konuşturacağı gibi..