Onunla dostluk yapmak zordu. Ama gerçek dostluklar hep zor değil midir zaten? Bana karşı olan arkadaşlığı, birbirimizi sadece hatırlayıp düşünüyor ve bazen özlüyor olmamız yetiyormuş gibi gitgide daha az konuşmaktı, ara sıra buluşarak oturup, yiyip içiyorduk, arkadaşlığımızı sözcüklerle doğrulamaya ihtiyacımız yoktur. Aramızdaki bu sözcük azalması belki de hayatlarımızın örtüşmesi sonucu ortaya çıkıyordu. Ne de olsa insan, birinden sözsüz sinyaller alır ve aynı biçimde ötekine sinyal verir. Yani aralarında sessizlik olan iki insanın arasında olan biteni tahmin etmek gereksizdir. Ne denebilir ki biri veya diğeri ne derse desin her iki tarafın da duymak istediği şey olmayacak. Hiçbir zaman duymak istedikleri şeyi duymayacaklar. Dostluğun ölçüsü sözcükler değildir.
Ama sizin tanrınızın yarattığı dünyanın enkazını şimdi biz kaldırıyoruz.
İnsan çocukluğunda belleğinde yer eden bir şeyi asla unutamaz. İnsanoğlu dünyadaki varlığını keşfederken her şeye şaşırır ve bu şaşkınlık belleğin kökünü oluşturur. Ne yazık ki geçen yıllar bu kökü öyle kurutuyor ki, gün geliyor hiçbir şeye şaşmıyor insan.
Beni sevmek ister miydin?" Ben yanıt vermeyince bana yardımcı olacaktı: "Bilsen, aşka öyle ihtiyacım var ki.
İnsan dediğin henüz çiçeklenmemiş bir tohumda bile yazgısının başlangıcını keşfetmek ister.
Her şeyin iki yüzü vardır, her düşüncenin, her sözcüğün. Hiçbir şey tek anlamlı değildir. Tek anlamlı olan yanılsamadır.
Doğrusunu söylemek gerekirse her dilek bir başkasının dileğinin tekrarıdır. Geçmiş bizden önde, bunu bilin, biz onu izliyoruz.