Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken bir şeyi kalbinde saklamasıydı.
İnsanın içindeki hayaller ölünce, dünyanın geri kalanı anlamsızlaşıyordu.
Hayat bazen çok acımasızdır, Zeze. Ama bu dünyada sevgiden daha büyük bir güç yoktur.
Neden çocukların konuşmasına izin vermiyorlar?" "Çünkü büyükler her zaman haklı olduklarını sanırlar.
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek, dayak yemekten bayılmak değildi. Ayaktaki cam kesiğiyle eczaneye gitmek de değildi. Acı çekmek, insanın bütün gövdesinin acımasıydı. Kimseye söyleyemeden kalbinde ölen sırdı.
Sonra her şey bitti. Kalbimde hiçbir şey kalmadı. Sanki bütün dünya boşalmış gibiydi.
Öldürmek, sadece tabancayı çekip ateşi boşaltmak değildir; hayallerini yıkmak, birinin yaşama isteğini elinden almaktır.
Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi ne yapıyordur acaba?" "Unut onu Zeze, o artık yok." "Nasıl yok? Ben onu her gün kalbimde yaşatıyorum.
Daha çok anlat," dedim. "Hoşuna gidiyor mu?" "Çok. Elimden gelse bütün gün dinlerdim seni." "Sevginin ne olduğunu biliyor musun?" "Bilmiyorum." "Sevgi, insanın başkasını her şeye rağmen sevmesidir.