"Bir başkasının yalnızlığına girmek, kendinizi kendi yalnızlığınızın içinde bulmaktır."
Bir gün hayat var, örneğin, sapasağlam bir adam, ne hastalık geçirmiş, ne de bir hastalık belirtisi var, yürüyor, çalışıyor, canının istediğini yapıyor. Sonra birden ölüm geliyor. Adam hafifçe düşüyor, koltuğa yığılıyor ve ölüyor.
Bu o kadar ansızın oluyor ki, düşünmeye bile fırsat kalmıyor, zihin bir saniye önce neyle meşgulse onunla kalakalıyor. Ölüm, her şeyi silip süpürüyor ve geride hiçbir şey, hiçbir şey bırakmıyor, yalnızca bir ceset kalıyor. Bir insanın yaşadığına dair tek kanıt, geride bıraktığı nesneler oluyor.
Bir gün hayat var, örneğin, sapasağlam bir adam, ne hastalık geçirmiş, ne de bir hastalık belirtisi var, yürüyor, çalışıyor, canının istediğini yapıyor. Sonra birden ölüm geliyor. Adam hafifçe düşüyor, koltuğa yığılıyor ve ölüyor.
Bu o kadar ansızın oluyor ki, düşünmeye bile fırsat kalmıyor, zihin bir saniye önce neyle meşgulse onunla kalakalıyor. Ölüm, her şeyi silip süpürüyor ve geride hiçbir şey, hiçbir şey bırakmıyor, yalnızca bir ceset kalıyor. Bir insanın yaşadığına dair tek kanıt, geride bıraktığı nesneler oluyor.