Gök, gökyüzü, pembe ve anlamsız; gökyüzüne yuvarlanmak mümkün olsaydı! Yapılacak hiçbir şey yok, çaresiz. Aşağıda, dipte yaşamak için yaratılmışız biz, bütün kötülük bundan geliyor.
İnsan olabilme umudundan yoksun milyonlarca insan.
Ne yerin yasası ilgilenir bizimle ne göğün! Gelip geçiyoruz işte, bir yandan girip, öbür yandan çıkıyoruz. Siz, siz bir toprağa bağlısınız, dünya üzerinizden akıp gider ama siz kalırsınız. Biz ise dünyanın peşi sıra sürükleniyoruz. Geçit kuşlarıyız biz, göçmen kuşlarız, yirminci yüzyılın haçlılarıyız.
Ve senin ruhun, berraklığını gölgeleyebilecek bütün kötü tortulardan ayıklanması gereken, renkli, inanılmayacak kadar güzel bir ruh benim gözümde.
Kahramanlık nedir? Hayal kısırlığı yalnızca.
Şair olsaydınız," dedi, "birbirimize rastlayışımızdaki mucizeyi hissederdiniz.
Hayat! Biz, hayatlarını hatırlayıp zırıldayan ölüleriz.
Bir ormana dalar gibi bilinmedik bir eyleme dalıp kaybolmak, gömülmek. Bir eylem! İnsanı ölünceye dek damgalayan ama hiçbir zaman, asla tümüyle anlaşılamamış bir eylem.
Allah kahretsin; ağızlarında savaştan başka laf yok. Sürekli dayak yiyorlar, bir de övünüyorlar bununla. Şu savaşı adamakıllı bir kaybetsinler artık, kaybetsinler, bu laf bitsin!
Gerektiği zaman bir insana acı çektirmekten ürkecek kadar korkak değilim.
Ben, aşkın değerini öğrenmek isterim, pahasını.
Evet, bu yürek çöküntüsünü hiç sevmiyordu; ama insan bir kez hüzne daldı mı, çıkıp kurtulmak kolay olmuyordu! "Suratsız herifin biriyim ben," diye düşündü. Mutluluk duyması için pek çok neden vardı oysa.
Tesadüfün elinde oyuncak olduğumuzu anlamamız için bir kaza yetmişti.
Sanat iyimserdir; insanoğlunun acıları hoş görülebilir, madem bu acılarla güzellikler yaratılıyor... Ben huzurlu değilim, ben tanık olduğum acıları hoş görmek istemiyorum.
Biz Amerikalılar mutlu insanlara, mutlu olma çabası içindeki insanlara seslenen bir sanat istiyoruz.
Bence," dedi Ritchi, "sanat insanlara şaşırtıcı, düşündürücü sorular sormak için yaratılmamıştır. Bak, diyelim, biri bana, anamla yatmayı isteyip istemediğimi soruyor. Kapı dışarı ederim herifi, bilimsel bir anket yapmıyorsa tabii. Böyle olunca, bir ressamın benim en saklı duygularım, komplekslerim hakkında bana soru sormaya nasıl olup da kendinde hak göreceğini anlayamıyorum." Ritchi tatlı tatlı gülümsüyordu, Gomez'e gönül alıcı gözlerle bakarak devam etti: "Ben de herkes gibiyim, kendime ama yalnızca kendime ait bazı sorunlarım var kuşkusuz. Ne var ki bu sorunları çözemez hale gelince müzeye koşmam kardeşim; telefonu açar, bir ruh doktorundan randevu isterim. Herkesin kendi işi! Psikanaliz yapacak olan adam bana soru sorabilir; ona inanırım, çünkü o da bu işe kendi kendine aynı soruları sorarak başlamıştır. Sanatçıya gelince... O yalnızca kendi işiyle uğraşmaya razı olmadıkça ileri geri, doğru yanlış, her şeyden söz açacaktır. Ama ben, onun tarafından karşımda tutulan aynada, kendimi seyretmek istemiyorum.
İnsanlar, zaten var olan bahtsızlıklarıyla yetinemiyorlar mı ki bunlara yenilerini katıyorlar? İsteye dileye, kendi elleriyle...
Koku. İnsanların kokusu, sıcak, buruk, kükürt tadında, ekşi ve rayihalı; düşünen hayvanların doğaya zıt, doğaya aykırı kokusu.
Barış," dedi Ritchi, "ne demokrat olabilir, ne nasyonal sosyalist. Barış, barıştır kardeşim.