❤️
Permin Karaduman
@permin_35
06 May 2026
Yıldızların Kütüphanesi /PerminKaraduman
Hiçbir haritada yer almayan bir yerde, zamanın bile yolunu kaybettiği bir kütüphane vardı. Tavanı gökyüzüydü; ama bildiğimiz gibi değil… Kubbenin içinde yıldızlar dönüyor, galaksiler yavaşça kayıyor, sanki evrenin kendisi burada nefes alıyordu.
Bu kütüphaneye yalnızca bir şeyini kaybetmiş olanlar girebilirdi.
Lina da öyle geldi.
Kapıyı açtığında karşılaştığı manzara nefesini kesmişti: Sonsuz raflar, altın ışıklarla parlayan kitaplar ve havada süzülen bir küre… İçinde yıldızlar titreşiyordu. Sanki bir kalp gibi atıyordu.
“Aradığın şey burada,” dedi sessiz bir ses.
Lina döndü. Kimse yoktu.
“Ne aradığımı bilmiyorum,” diye fısıldadı.
Küre hafifçe yaklaşarak parladı. İçindeki ışıklar hızlandı.
“Kaybettiğin şey, hatırlamadığın bir şeydir.”
Lina’nın aklı karışmıştı. Raflara yöneldi. Her kitabın sırtında bir isim yazıyordu… Ama bu isimler tanıdık değildi. Ta ki birine dokunana kadar.
Kitap aniden açıldı.
Ve Lina kendini çocukluğunda buldu.
Bir yaz günü… Gökyüzüne bakıyor, yıldızları saymaya çalışıyordu. Yanında biri vardı. Yüzü bulanıktı ama his tanıdıktı: huzur, neşe, güven.
“Bir gün yıldızlara dokunacağız,” diyordu o ses.
Kitap kapandı.
Lina dizlerinin üzerine çöktü. Gözleri dolmuştu.
“Onu… unutmuşum,” dedi.
Küre yavaşça önüne indi. Işığı artık daha sakindi.
“Unutmak, kaybetmenin en sessiz halidir.”
“Onu geri getirebilir miyim?” diye sordu Lina.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra küre ikiye bölündü. İçinden küçük, parlak bir yıldız çıktı ve Lina’nın avucuna kondu.
“Anıları geri getiremezsin… ama hisleri yeniden yaşayabilirsin.”
Lina yıldızı tuttuğunda, içindeki boşluk dolmaya başladı. Kaybettiğini sandığı şey aslında tamamen gitmemişti—sadece unutulmuştu.
Başını kaldırdığında kütüphane değişiyordu. Raflar silikleşiyor, yıldızlar uzaklaşıyordu.
“Bekle!” diye seslendi Lina. “Burası… tekrar bulabilir miyim?”
Cevap yumuşaktı:
“Bir şeyini yeniden kaybettiğinde… belki.”
Kapı kapanırken Lina son kez arkasına baktı. Ve anladı ki bu kütüphane, kitaplardan çok kalpleri saklıyordu.
Avucundaki yıldız hâlâ parlıyordu.
Ve o günden sonra Lina, gökyüzüne her baktığında, artık sadece yıldızları değil… hatırlamayı da görüyordu.
Hiçbir haritada yer almayan bir yerde, zamanın bile yolunu kaybettiği bir kütüphane vardı. Tavanı gökyüzüydü; ama bildiğimiz gibi değil… Kubbenin içinde yıldızlar dönüyor, galaksiler yavaşça kayıyor, sanki evrenin kendisi burada nefes alıyordu.
Bu kütüphaneye yalnızca bir şeyini kaybetmiş olanlar girebilirdi.
Lina da öyle geldi.
Kapıyı açtığında karşılaştığı manzara nefesini kesmişti: Sonsuz raflar, altın ışıklarla parlayan kitaplar ve havada süzülen bir küre… İçinde yıldızlar titreşiyordu. Sanki bir kalp gibi atıyordu.
“Aradığın şey burada,” dedi sessiz bir ses.
Lina döndü. Kimse yoktu.
“Ne aradığımı bilmiyorum,” diye fısıldadı.
Küre hafifçe yaklaşarak parladı. İçindeki ışıklar hızlandı.
“Kaybettiğin şey, hatırlamadığın bir şeydir.”
Lina’nın aklı karışmıştı. Raflara yöneldi. Her kitabın sırtında bir isim yazıyordu… Ama bu isimler tanıdık değildi. Ta ki birine dokunana kadar.
Kitap aniden açıldı.
Ve Lina kendini çocukluğunda buldu.
Bir yaz günü… Gökyüzüne bakıyor, yıldızları saymaya çalışıyordu. Yanında biri vardı. Yüzü bulanıktı ama his tanıdıktı: huzur, neşe, güven.
“Bir gün yıldızlara dokunacağız,” diyordu o ses.
Kitap kapandı.
Lina dizlerinin üzerine çöktü. Gözleri dolmuştu.
“Onu… unutmuşum,” dedi.
Küre yavaşça önüne indi. Işığı artık daha sakindi.
“Unutmak, kaybetmenin en sessiz halidir.”
“Onu geri getirebilir miyim?” diye sordu Lina.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra küre ikiye bölündü. İçinden küçük, parlak bir yıldız çıktı ve Lina’nın avucuna kondu.
“Anıları geri getiremezsin… ama hisleri yeniden yaşayabilirsin.”
Lina yıldızı tuttuğunda, içindeki boşluk dolmaya başladı. Kaybettiğini sandığı şey aslında tamamen gitmemişti—sadece unutulmuştu.
Başını kaldırdığında kütüphane değişiyordu. Raflar silikleşiyor, yıldızlar uzaklaşıyordu.
“Bekle!” diye seslendi Lina. “Burası… tekrar bulabilir miyim?”
Cevap yumuşaktı:
“Bir şeyini yeniden kaybettiğinde… belki.”
Kapı kapanırken Lina son kez arkasına baktı. Ve anladı ki bu kütüphane, kitaplardan çok kalpleri saklıyordu.
Avucundaki yıldız hâlâ parlıyordu.
Ve o günden sonra Lina, gökyüzüne her baktığında, artık sadece yıldızları değil… hatırlamayı da görüyordu.
7 görüntülenme