İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayüllerdir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.
Her şeyi, her şeyi, bilhassa ruhumu hiç bulunmayacak yerlere saklamalı.
İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor.
Göreceksiniz ya, ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım…
Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman meydana çıkıyordu.
Siz, bir insana bir insan olduğunu hatırlatıyorsunuz...
Beni, bütün ömrümce bir meçhulü, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkûm ediyordu.
Acaba dünyada benim kadar manasız şeyler düşünen var mıdır? Bir de utanmadan akıllı geçiniyoruz!
Acaba kafamı bir çalı süpürgesiyle temizlemek mümkün müdür?
Unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir.
Unuttum diyemem fakat üzerimde bir tesiri kalmamış.
İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.
Unuttum diyemem fakat üzerimde bir tesiri kalmamış.
Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. Çünkü o, benim için bütün insanlığın timsaliydi.
İnsan, bazen doğruyu bildiği hâlde yanlışı seçer; çünkü doğru, acıtır.”
Unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir.
İnsan, bazen doğruyu bildiği hâlde yanlışı seçer; çünkü doğru, acıtır.
İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir (eğilimleridir). Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıklardır.