Rekabet, özsaygıyı koşullu ve istikrarsız hale getirir, kazansanız da kaybetseniz de aynı etkiyi yapar.
Kendinizi yeterli hissetmenizin tek yolu başkalarını yenilgiye uğratmaksa, bu hisse yalnızca arada sırada sahip ola bilirsiniz. Çünkü herkes her zaman kazanamaz
başarı baskısı" kontrolden çıkar ve çocuğun bugününün geleceğe ipoteklenrnesi haline gelir.
Bir zamanların mazlumları, ellerine fırsat geçtiğinde zulmedenler olacaklardır. Gücün nasıl kullanılacağına dair bir model teşkil eder: Çocuklara fiziksel cezalar vermek, onlara, şiddet kullanmanın, sorunları çözmek için kaba kuvvet uygulamanın örneklerini gösterir.
Cezanın (herhangi bir cezanın) en çarpıcı özelliklerinden biri, tıpkı sevgiyi geri çekme veya olumlu pekiştirme yöntemlerinde olduğu gibi, herkesi içine hapseden kısır döngüler yaratmasıdır.
Olumsuz davranışlar ve ceza, birbirini yok eden karşıtlar değildir; birbiri üzerinden beslenen ve böylece birbirini güçlendiren kavramlardır.
Eğer çocuk akşam yemeğine geç kaldıysa, onu aç bırakmamız gereklidir. Yağmur luğunu okulda unuttuysa, ertesi sabah dışarıda ıslanmalıdır. Bunların çocuğu daha dakik, daha az unutkan (veya her neyse o) yapacağı umulur. Ama çocuğun bundan çıkaracağı daha olası mesaj, ona yardım etme olanağımız bulunsa bile bunu yapmadığımızdır
Çocuklara vurmak, gerçekten de onlara bir ders vermektedir, o da, sizden zayıf olan insanları, canlarını yakarak istediğiniz gibi kullanabileceğinizdir!
... araştırmalar göstermiştir ki, "kontrolcü ebeveynlik, daha düşük iç kaynaklı motivasyonla, ahlaki değerlerin daha az içselleştirilmesiyle, kendi kendini dengeleyip düzenlemekteki yetersizlikle" ve kişinin kendi hakkındaki olumsuz düşünceleriyle ilişkilenmektedir.
öğretmenlerin de başına gelir: Onlara " standartları yükseltme" görevini verdiğinizde, öğretmenliği bırakıp eğitim çavuşlarına dönüşürler. İronik olan sonuç ise, böylesi bir yükümlülük altına sokulmamış olan öğretmenin sınıfının, bir eğitim çavuşunun sı nıfından çok daha başarılı olmasıdır.
Çocuklar kısıtlandıklarını ve kontrol edildiklerini ne kadar çok düşünüyorlarsa " sosyal yaşamda kendilerinden beklenenlere direnç gösterme olasılıkları o kadar artıyor " ve kimlikleri (veya benlik duyguları) o kadar istikrarsız ve kırılgan hale geliyordu.
Dediğim dedik ebeveynlerin çocukları tüm mahallenin imrendiği, akıllı uslu çocuklar gibi görünebilirler. Ama gerçek şudur ki, olumsuz davranışlarını gizliden gizliye sürdürmeyi öğrenmişlerdir ve bu davranışlar kimi zamanlarda kötülük sınırında bile gezinirler. Dışarıdan bakınca kusursuzlardır, ama bir terapistin dediği gibi, aslında bir tür " çifte yaşam" sürmektedirler.
Çocuklar yüzünüze karşı isyan etmeye çekiniyorlarsa, o zaman bunu arkanızdan yapmanın bir yolunu bulurlar.
kazandığımız' zaman bile kaybederiz. Çocukları itaat ettirmek için güç, tehdit veya ceza kullandığımızda onları çaresiz hissettiririz. Çaresiz hissetmeye tahammül edemezler, o yüzden ellerinde hala güç olduğunu kanıtlamak için bir başka çatışma daha yaratırlar.
Bazı ebeveynlerin çocuklarla konuşma biçimine akıl sır erdiremiyorum. Öylesine saldırgan ve aşağılayıcılar ki. Neden zahmet edip de çocuk sahibi oluyorlar acaba?
Takdirimizin koşullara bağlı olduğunu ima eden, dolayısıyla kişisel değerin de koşullara bağlı olarak yeniden ve yeniden ölçüleceği mesajını veren" yorumlarımız, çocukların ça resizlik belirtileri göstermesine neden olmaktadır.
Övgünün sonucunda çocuklar, başarılarından gurur duymayı beceremez, hatta neyin bir başarı olduğunu bile anlayamaz hale gelirler. Bazı uç durumlarda " övgü keşlerine" dönüşebilirler ki, yetişkinlik zamanlarında dahi sürekli birilerinin kendilerini onaylamasına gereksinim duyarlar. Böylece de eşlerinin, amirlerinin veya güç sahibi gördükleri herhangi bir diğer kişinin iyi iş çıkardıklarını söyleyip söylememesine göre coşar veya mahzunlaşırlar.
... deney olarak çocuklara bir yapbozu tamamlamaları için para vermeyi teklif edin. Deneyi bitirdiğiniz anda yapbozla ilgilenmeyi keseceklerdir. Ama para vermeyi teklif etmediğiniz çocukların ilgisi sürecek ve boş zamanlarında da yapbozun başına geçme ihtimalleri yüksek olacaktır.
İnsanlar bir şey yapmak için ne kadar ödüllendirilirlerse, ödül almak için yaptıkları işe olan ilgilerini o kadar yitirirler.
sevgiyi geri çekmenin en sarsıcı uzun vadeli etkisi korkudur diyebiliriz . Böyle muamele görmüş genç yetişkinler, süreğen ve olağandışı bir kaygıdan mustarip olabilirler. Kızgınlıklarını göstermekten çekinebilir ve başarısızlığa uğramaktan korkabilirler. İlişkileri ise bağlılıktan kaçma eğilimi nedeniyle hep olumsuz seyredebilir ve bu eğilimin altındaki neden de pekala yeniden terk edilme korkuları olabilir.