...küçük bir çocuğa göre, ebeveynlerinin kendisi için beslediği duygulardan daha önemli bir şey yoktur. İyi duygulardan emin olamamak veya terk edilmekten korkmak, çocuk büyüdükten sonra bile kalacak derin izler bırakabilir.
Sevgiyi geri çekme yöntemiyle disipline edilen çocuğun özsaygısı düşük düzeyde kalmaktadır. Bu çocuk duygusal açıdan da pek sağlıklı değildir ve suça eğilimli olabilmektedir.
Kişi ne kadar koşullu sevgi alırsa, kişisel değerinin o kadar az olduğunu düşünür.
... ailenin onayını ve sevgisini kazanabilmek için bazı koşulları sağlaması gerektiğini düşünen çocuklar, sonunda kendini sevmeyen bireylere dönüşüyorlar. Bu da sonuçta, ergenlik çağında bir tür sahte benlik" oluşturmalarına, diğer bir deyişle, ebeveynlerinin seveceği türden biri gibi davranmalarına neden oluyor. Ebeveynlerden kabul görmek için sarıldıkları bu yararsız stratejinin sonunda ise ruhsal çöküntü, umutsuzluk duygusu ve gerçek benlikle bağlantının kopması gibi sorunlar onları bekliyor.
Yalnızca ebeveynlerin beklentilerini karşılamak koşuluyla sevgi gören bir zamanın çocukları, kişisel değerlerinin düşük olduğuna inanan yetişkinlere dönüşmüşlerdi.Ama ilginç olan şuydu ki, kendileri ebeveyn olduklarında da benzer bir yaklaşım kullanmışlar ve üzerlerinde olumsuz etkiler yaratmış bir strateji olmasına karşın kendi çocuklarını büyütürken yine koşullu sevgi yolunu tutmuşlardı.
Önemli olan, çocuk için beslediğimiz duygular değildir; onun bu duyguları nasıl de neyimlediği ve kendisine karşı tutumlarımızı nasıl değerlendirdiğidir.
Önde gelen psikologlardan Carl Rogers, yaklaşık yarım yüz yıl önce, " Ebeveynin sevgisi çocuğun yaptıklarına bağlıysa ne olur?" sorusuna bir yanıt verdi. Dediğine göre, böylesi bir sevgi alan kişiler, değer verilmeyen yönlerine sahip çıkmıyorlar, hatta inkar ediyorlardı. Sonunda da, yalnızca belli biçimlerde düşündüklerinde veya hareket ettiklerinde değerli olduklarına inanmaya başlıyorlardı. Bu basitçe nevroza (veya daha kötüsüne) davetiye çıkarmaktır.
... koşulsuz ebeveynlik şunu vurgular ki, aile ortamı, böylesi değiş tokuşların yapılmadığı sakin bir liman veya sığınak olmalıdır. Kişinin ebeveynlerinden sevgi alması için bir bedel veya ücret ödemesi gerekmemelidir. Ebeveyn sevgisi bir lütuf, bir armağandır. Tüm çocukların da buna sahip olma hakkı vardır.
Çocuk, eğittiğimiz bir ev hayvanı değildir; tıpkı veri girdisini nasıl işleyeceği bilinen, öngörülebilir bir bilgisayar olmadığı gibi.
Koşulsuz ebeveynlik, çocuğun her istediğini yapmasına izin vermek anlamına gelen süslü bir terim değildir.
... çocuklar, iyi ve sağlıklı biçimde yetişebilmek için koşulsuz sevgiye gereksinim duyarlar. Yine de biz ebeveynler sıklıkla, sevgi ve onayımızı belli koşullara bağlama eğilimine gireriz . Yalnızca neye inandırılarak yetiştirildiğimiz değil, nasıl yetiştirildiğimiz de bunda rol oynar. Koşullu olmaya koşullandırıldığımızı söyleyebiliriz.
Çünkü koşulsuzca sevmek yalnızca doğru yol değil, aynı zamanda akılcı yoldur. Çocuklar, neler yaptıkları için değil, kim oldukları için (ve oldukları gibi) sevilmelidir. Böyle bir sevgi aldıklarında, işleri ellerine yüzlerine bulaştırsalar veya bazen yetersiz kalsalar bile iyi insanlar olduklarını düşünmeyi sürdürebilirler.
... çocuklar, onayımızı ve beğenimizi kazanmak zorunda değildir. Onları ne olursa olsun, (...), " elle tutulur bir neden bile olmadan" sevmemiz gereklidir.
Ebeveynlik tarzımızı belirleyen kritik soru, çocuklarımızın nasıl kişiler olmasını istediğimizdir.
Her şeyi yalnızca olduğu gibi mi kabul edecekleri, yoksa bununla yetinmeyip iyileştirmeye mi çalışacakları da bu sorunun bütünleşik bir parçasıdır.
Her şeyi yalnızca olduğu gibi mi kabul edecekleri, yoksa bununla yetinmeyip iyileştirmeye mi çalışacakları da bu sorunun bütünleşik bir parçasıdır.
...çocuğun karşıt nitelikler arasında denge sağlamasına yardımcı olmak belki daha akıllıca bir hareket tarzıdır, böylece kendine yeten ama başkalarını da umursayan veya özgüvenli ama sınırları da kabul eden biri olabilir.
Eğer çocuğun "başkalarına ait fikirlerin kurbanı" olmasını istemiyorsak, onu " tüm fikirleri, hatta yetişkinlerin fikirlerini bile sorgulayacak" biçimde eğitmemiz gereklidir.
şaşırtıcı biçimde uslu olan ve söz dinleyen çocuk, ebeveynlerin her dediğini yapar ve onların istediği kişi olur, ama bunun bedelini de benlik duygusunu yitirerek öder. Şunu söyleyebiliriz ki, disiplin, çocuğun öz disipline sahip olacağının güvencesini vermez.
...çocuğun talimatlar doğrultusunda hareket etmesini sağlayan her şeyi başarılı strateji olarak tanımlıyorlar.
Çocuklar bir zamanlar dayak cezalarına maruz kalırken, artık sevgi ve ilginin belli sü reliğine geri çekilip esirgenmesi (mola verilmesi) veya itaat eden çocuğun ödüllendirilmesi gibi yöntemler kullanılıyor