Gazali dünyayı düşman ilan etmez; ama dünyayı masum da saymaz. Çünkü dünya, insanın zaaflarını açığa çıkaran bir alandır. Hırsı, kibri, aceleciliği ve kendini yeterli görme duygusunu besleyebilir. Dünya bu yönüyle tehlikelidir; ama tehlike dışarıdan değil, içeriden gelir.
Gazali bunu şu cümleyle özetler:
"Kalbi, dünyadan ayrılma sebebi olan ölüm hakkında tefekkür etmekten sürekli kaçınır.
"Kalbi, dünyadan ayrılma sebebi olan ölüm hakkında tefekkür etmekten sürekli kaçınır.
Gazali'ye göre bu hal insanın farkında olmadan kendini kandırmasının da başlangıcıdır. Çünkü kalp, dünyadan ayrılmayı hatırlatan her düşünceden kaçmaya başlar.
İnsanın dünyada yaşarken dünyaya ait olmamasi, Gazali'nin temel dengesidir. Bu denge kaybolduğunda, dünya insanı yönetmeye başlar.
Nitekim dünyaya fazla bağlanan insanın halini şöyle anlatır:
"Dünyaya kapılan kişi ölümü hatırlamaz. Hatırlasa bile bu, elinden kaçan dünyalık bir şeyinden dolayıdır.
"Dünyaya kapılan kişi ölümü hatırlamaz. Hatırlasa bile bu, elinden kaçan dünyalık bir şeyinden dolayıdır.
Gazali için dünya, kalıcıymış gibi yaşandığında aldatıcıdır. İnsanı oyalayan, dikkatini dağıtan ve asıl hedefi unutturan bir perdeye dönüşür. Bu yüzden dünya, düşman olduğu için değil; yanıltıcı olabildiği için temkinle ele alınmalıdır.
Dünyanın tehlikeli oluşu, geçici olmasından değil; geçici olduğu unutulduğunda ortaya çıkar.
Dünyaya müptela olarak ona iyice kapılan kimsenin kalbi kesinlikle ölümü hatırlamaktan gaflete düşer; onu hatırlamaz.
Dünya insanın elinde olabilir, ama kalbine yerleştiğinde problem başlar.
Dünya, kendisi için istendiğinde insanı ağırlaştırır; ama daha büyük bir hedefe bağlı kaldığında anlam kazanır. Bu ayrımı kaçıran okuma, Gazali'yi "dünya düşmani" gibi sunar.
Dünya, insanın sınandığı yerdir; kaçılması gereken bir mekân değil, yerine konması gereken bir imkândır.
Dünya bizzat kötülüğün kaynağı değildir; ama insanın dünyaya bakışı kolayca bozulabilir. Gazali'nin uyarısı tam da bu bozulma noktasına yöneliktir.
Dünya düşman mıdır? Bu soru, Gazali okumasında en çok yanlış yere çekilen sorulardan biridir. Çünkü çoğu okuma, Gazalinin dünyaya mesafesini dünyayı reddetmekle karıştırır. Oysa Gazali'nin meselesi dünya değil, dünyayla kurulan ilişkidir.
Çünkü hakikat bazen ilerleyerek, bazen de susarak korunur.
Farabi ve İbni Sina, aklın ne kadar ileri gidebileceğini gösterir. Gazali ise o noktada durmanın neden gerekli olduğunu hatırlatır.
Gazali, Farabi ve İbni Sina'yı "yanlış düşündükleri" için değil, fazla emin düşündükleri için eleştirir.
Farabi ve İbni Sina sistem kurar; Gazali ise sistemin insan üzerindeki etkisini sorar.
Sorun doğru düşünmek değil; doğru düşünmenin insanı neye dönüştürdüğüdür.