Düşünce tarihimizin büyük faciası, birbirini anlamak, birbirini tamamlamak için yaratılmış aydınların, bütün güçlerini birbirini yıkmağa harcamaları olmuştur.
Şiir bahçesi muhteşem çiçeklerle donanmış. O çiçeklerin dikenlerine takılmayıp ıtırları zevkle koklamak, yapraklarını sevgiyle okşamak ve maziyi değerlendirirken günümüzün politika çamuruna bulanmamak hem şuurumuz, hem haysiyetimiz için en selametli yoldur
Fikret, iddia edildiği gibi, mülhit de olsa faziletli bir adamdı. Fazilet sahibi olmak için mutlaka dindar olmak gerekmez. Bazı dindarlar faziletli olur, bazıları olmaz. Fazileti inançta değil, amellerde aramalıyız. İtikat halis ise amelde tezahür eder.
Bir failin measiridir cümle hadisat
Her itikad, akla göre gaibanedir
Her itikad, akla göre gaibanedir
Mill, daha da ileri gider; iktisadi ilerlemenin olduğu yerde ne ahlaki gelişmeden söz edilebilir, ne zihni gelişmeden.
Şu taş cebinime benzer ki aynı makberdir,
Dışı sükun ile zahir, derunu mahşerdir.
Dışı sükun ile zahir, derunu mahşerdir.
Şair'in ilham perisi öfkedir; mütefekkirin ise anlaşma arzusu.
Anarşiye mütemayil olan insan, ahlaki inzibat sayesinde mutluluğa erer. İyi ahlakın başında mürüvvet ve fütüvvet gelir. Akıllı ve olgun kişiler ancak ebedi: kıymetlerden ve maneviyattan haz duyar, budalalar ise şehvetlerinin ve hislerinin esiridir.
Her mümin Allah karşısında mesuldür. Aracı yoktur.Bu itibarla gündelik hayatını dualar arasında düzenler, nasıl yemek yiyeceğini, nasıl aşk yapacağını İslam tayin eder.
Madem ki Avrupalılığı kabul ediyoruz, onun bütün özelliklerini ve bilhassa düşünme ve çalışma usullerini de almağa mecburuz.
Kadın insanlığın yarısıdır. Batı'yı güzelleştiren o . . . Doğu'da ise kadın, zelil ve hakir bir mahluk. Doğu kadının yardımından mahrumdur. Batı, gülmeyi bilir. Doğu ise mağmumdur; çünkü hayatı cazip değildir. Gülerse de zoraki güler. Batı, neş'enin vatanıdır. Neş'enin ve güzelliğin.
Ocklay'e göre, Batı'nın Doğu'ya üstünlüğü bir masaldır. Yaşayış Doğu'da daha mutludur. Doğu da birçok dahilerin vatanıdır. Allah korkusu, iştihaları dizginlemek, tedbir ve basiret, her hal ve kârda haya ve itidal gibi insanı insan yapan konularda, Batı, Doğu'nun hikmetine en küçük bir ilavede bulunmamıştır.
Pierre Bayle, yerleşmiş kanaatleri tenkit ederken yolcuların müşahadelerine dayanır. Dünyayı tanımanın kazandırdığı ilk hakikat, her şeyin izafiliği'dir, mutlak yoktur dünyada. Chardin'e göre de ilmin başlangıcı şüphedir, şüphe etmeyen hiçbir şeyi incelemez, hiçbir şey incelemeyen hiçbir hakikati keşfetmez ...
Rousseau, çekine çekine itiraf eder: "herkesin bir yobaz tarafı var, ben de bir bakıma yobazım. Yazık ki bu yobazlık kimsenin hiçbir zaman hoşuna gitmeyecek: hoşgörü".
Zekayı hakikatin fethine kanatlandıran biricik kılavuz, metottur, güvenilecek tek ışık, aklın ışığı.
Düşman, hepimizin ortak düşmanı: Yalancı Avrupa ve şuursuz Orta Doğu insanı.
Marx bir ülkenin hayatını parlamentodaki mücadeleler arkasından gören kimseleri meclis budalaları diye vasıflandırıyordu. Çeşitli budalalıklar var. İlmi problemleri sadece kendi uzmanlığı hudutları içine sıkıştırarak görmek de bir nevi budalalık değil mi?
Çağdaş antropolojiden çok şeyler öğrenebiliriz ama hep ihtiyatlı olmak, iddiaların arkasındaki gerçek maksatları gözden kaçırmamak, Avrupa'nın her ileri sürdüğünü mutlak hakikat saymamak, hatta bunun tersine düşünmek şartıyla