Avrupa'nın üstünlük iddiası da laftan ibaretti. Bir toplumun teknik ve ekonomik alanda daha ileri olması, sosyal ve ahlaki bakımdan da ileri olmasını gerektirmez. İktisadi kalkınma gerçekleşince toplumun üyeleri arasında daha kamil münasebetler kurulmaz mutlaka. Ne bilgelik artar, ne adalet şuuru. Belki aksi olur, zira iktisadi gelişme ile insanın insanı sömürmesi da ha da keskinleşir. Kısaca, toplumların ilerleyişini yalnız ekonomik ve teknik seviyeye, başka bir deyişle, altyapıya bakarak değerlendiremeyiz. Daha doğrusu tek ölçü bu değildir. Medeniyetin bütün alanlarda üstünlüğü diye bir şey olamaz, olsa olsa teknolojik bir üstünlük, tabiat üzerinde egemenlik söz konusudur.
Zamanımızda ideolojinin en yaygın tarifi: "Sosyal bir sınıfın yarı hakikatlerini sergileyen bir nevi yutturmaca"dır.
İnsanın bütün inkişafını takip eden topyekun bir ilim olan tarih, ilimlerin temelidir. İbn Haldun'un ilim tasnifine tarihi almayışı bundan.
Tarihin amacı, insanın içtimaı durumunu yani medeniyeti ve bu medeniyetin icabı olan hadiseleri anlatmak", lbn Haldun'a göre.