Ve eğer bir yıldız yeniden yanarsa
O Yıldız gökten düşmüş Bir ışık değil
Bir kalbin
Karanlığa rağmen
Sönmemeye verdiği yemindir.
O Yıldız gökten düşmüş Bir ışık değil
Bir kalbin
Karanlığa rağmen
Sönmemeye verdiği yemindir.
Eğer bir gün gökyüzü yeniden maviye dönerse
Bil ki o renk bulutlardan değil
Bir insanın yıkıntıların ortasında
Hâlâ demesinden doğacaktır.
Bil ki o renk bulutlardan değil
Bir insanın yıkıntıların ortasında
Hâlâ demesinden doğacaktır.
Adını her fısıldadığımda, göğsümün ortasında bir kapı aralanıyor...
Sistemler çöker, geriye sadece isli ateşte ısınan kusurlu insan kalır.
Zamanı mahkemesinde en gelişmiş çip ile en ilkel taş eşittir ve ikisi de sonunda hareketsizliğe mahkumdur.
Sistemi çökertecek tek virüs, mantığın ön göremediği, algoritmaların hesaplayamadığı aptalca ve savunmasız şefkattir.
Yeni dünyada kazanan yoktu; sadece kimin insan kalmayı reddettiği kayda geçiyordu.
Tümülüs; toprağın vicdanıdır, üzerine yığılmış her avuç toprak, aslında bir suskunluğun katmanıdır.
Bazı kapılar anahtarla açılmaz sadece kanla açılır ve içeri girdiğinde seni karşılayan tek şey, taşlaşmış bir yalnızlıktır.
Vicdanının otobanında ezdiğin her hayalet, kilometre sayacını sıfırlar ve seni başladığını kanlı noktaya geri döndürür.
Vicdan dikiz aynasında belirmez; direksiyonun ta kendisidir. Nereye kırarsan kır, yolunu uçuruma çevirir.
Kardeşini öldürdüğünde eline bulaşan sıcak sıvıyı sadece kandan ibaret sanırsın ama o kendi çocukluğunun pıhtılaşmış kederidir.
Şeytanla pazarlık yaparken ruhunu satmazsın; sadece o ruhun zaten beş para etmediğini kabul edersin.
Kaosun hüküm sürdüğü bu evrende, mutlak sessizliğe ne gökyüzü ne de yeryüzü cevaz verir; sonuçta kusursuz bir suskunluk, sadece ölülerin imtiyazıdır.
Kıyamet, meleklerin değil o renkli balonların yere çakıldığı gündü.