iyi. Yaz bakalım: Gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür." "Birimi var mı Hikmet Amca?" "Birimi insandır." Salim, kalemin mavi tarafını ağzına soktu, ucunu ıslattı, insanın altını çizdi.
Kötü bir sözü herkesin söylemesi, o söze bir gerçeklik kazandırmaz.
Bir yaşantıyı tam bitirmeli. Hiçbir iz kalmamalı ondan. Yeni yaşantılar için.
Şimdi nerede oturuyorsun? demediler de şimdi nerede çalışıyorsun? diye sordular: Gerçek bir ilgisizlik. Kaç yıldır ortalıkta görünmüyorsun, sen de nereden çıktın? bile demediler; bu kadarcık bir ilgiyi bile çok gördüler bana.
İnsanlardaki zavallılığı, önce çocuklar seziyor galiba.
Delileri de önce onlar kovalar.
Delileri de önce onlar kovalar.
Damat sevgisi, albayım, insan sevgisine oranla çok kısa sürüyor.
İnsan birbirine benzeyen bütün yaşantılarını kesintisiz sürdürmeli albayım; çok uzun bir gün boyunca, hayatının bütün içkilerini içmeli mesela.
Söyle evladım, diye teselli ederdi annem beni. Söyle de içine hicran olmasın. Hicran oldu anne.
Düşüncemin duvarlarına resimler asmak istediğim halde bir türlü olmadı. Belirli noktalara biriken eşya, odanın çıplaklığını daha çok ortaya çıkardı.
Oysa, birikmiş alacaklarım vardı bu dünyadan. Çünkü kötü bir yaşantıydı.
Yatağına uzandı, ülkesini ve çocukları düşündü. Bu ülkelerdeki çocukların yer yok. Başka bir değişken var, onun tarafı yeşil renkte. Biz, büyük bir sabırsızlıkla çocukların büyümelerini bekliyoruz. kişilerin kafalarına vuruyoruz, adam olmaları için. Seniyezitseni olarak onları görüyoruz. Kafalarını traş ediyoruz, çabuk büyüsünler diye. "Benim büyümeki ki çocuk büyümedi. ( Yirmiüçnisanda onu da bir saatlik başbakanlar belki büyümedü. Hayır, büyümezdi!) Yıllardır taşımayı içerenki çocuğu; yaşamadığı için büyümedi hiç, amcası. Öğretmenim! Efendim? Ben evlendim.
Ben ölmek istemiyorum, yaşamak ve herkesin yanından geçmek istiyorum,
bu nedenle mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim.
bu nedenle mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim.
Bana çay pişirin. Her şeyi kendi kendine düzene girsin bırakalım. Yavaş yavaş soyunalım. Bir şeyin kaybı korkusuyla yaşamayalım. Ne olacak endişesine kapılmayalım. Bırakalım zaman her şeyi halletsin. Bu sözlerin bize korkunç gelmesi. Aynı ırmağa bir kere daha girelim. Acele etme, çay kendi kendine demlenir... Günlük yaşantıların küçük koşuları içinde bunalmayalım, nefes nefese kalmayalım. İnsan kendini değiştirdikten sonra.
“Ben, kendimi tanımak için, daha çok başkalarıyla görüşüyorum.”
“Hepinizden iğreniyorum.
Bu fakirliğe dayanacak kadar sağlam bir midem yok benim.
İçim bulanıyor.”
Bu fakirliğe dayanacak kadar sağlam bir midem yok benim.
İçim bulanıyor.”
“Bütün dünya saatleri birleşiniz, aynı zamanı gösteriniz.”
“Kurduğum hayaller, bir bekar odasının dağınıklığına boğuldu.”
“Kadınlarla birlikte yürütemedik hayallerimizi.”