Gazali'nin uyarısı daha da sertleşir: "Aslinda içyüzünü bilseler ölüye değil, kendilerine gözyaşı dökerler.
İnsan başkalarının uykusunu kendi uyanıklığı zanneder.
Herkes aynı yönde yanıldığında, kimse yanıldığını fark etmez.
Gazali'ye göre gaflet yalnızca bireysel bir sorun da değildir. Toplumsal hale geldiğinde, yanlışlar meşrulaşır, hatalar sıradanlaşır.
İnsan, gaflet içinde yaşadıkça bunu normal kabul eder. Uyanıklık ise yabancılaşır.
Gazali, bu iç körlüğü gündelik bir sahneyle çarpıcı hale getirir: "Biri gidiyor, ötekinin umurunda değil." Ölüm vardır, ama bakış başka yerdedir.
Gazali bu noktada özellikle uyarır: Kişi yanlış yaptığını biliyorsa, hâlâ uyanıktır. Ama yanlış yaptığını fark etmiyorsa, üstelik doğru yaptığını saniyorsa, işte o zaman gaflet derinleşmiştir. Bu hal, insanın kendini kandırma becerisinin zirvesidir. Ve bu kandırma, dışarıdan değil, içeriden gelir.
Gafletin tehlikesi, insanın kendini iyi zannetmesiyle artar.
Dünyaya müptela olarak ona iyice kapılan, sehvetlerine ram olan kimsenin kalbi kesinlikle ölümü hatirlamaktan gaflete düşer.
İnsan nereye baktığını unuttuğunda, dünya her yeri doldurur.
İnsan, geçici olana kalıcı muamelesi yapmaya başladığında gaflet başlar.
Gazali'ye göre gafletin temelinde dünyanın merkez haline gelmesi vardır.
İnsan dinler, görür, yaşar; ama kalbi oyalanmıştır. Gazali bu durumu, "Kalpler oyuna, eğlenceye dalarak dinlerler" cümlesiyle anlatır. Dikkat dağılmıştır; söZ vardır ama tesir yoktur.
İnsanlar çoğu zaman gaflet içinde olduklarını fark etmezler. Çünkü gaflet, insanı rahatsız etmez; aksine rahatlatır. Soru sormayı erteler, hesap vermeyi geciktirir, yüzleşmeyi ötelemeye yarar. Bu rahatlık, gafletin cazibesidir.
Gafletin en belirgin özelliği, insana normal görünmesidir. Gazali, gafleti istisnai bir hal olarak değil, çoğunluğun durumu olarak ele alır. İnsanlar çoğu zaman gaflet içinde olduklarını fark etmezler.
Gazali bu hali kısaca ama sarsıcı bir ifadeyle özetler: "Şu gafil halimize yazıklar olsun." Bu bir başkasına yöneltilmiş suçlama değil, insanın kendine dönük bir uyarısıdır.
İnsan, bildiklerinin gereğini yerine getirmediği halde kendini güvende hisseder. Bu sahte güven, gafleti tehlikeli kılar.
Kişi hayattadır, işler yapar, kararlar alır; ama bütün bunların ne anlama geldiğini sormaz. Yaşam sürer, fakat uyanıklık kaybolur. Bu yüzden gaflet, bir şey bilmemek değil; bilmenin farkında olmamaktır.
Gazali'ye göre gaflet, insanın kendisiyle arasına mesafe koymasıdır.
İnsanların hesaba çekilecekleri gün yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirmektedirler.