İnsan dünyaya önem verdikçe, ondan ayrılma fikri ağırlaşır.
Dünyaya kapılan kimse, dünyadan ayrılmayı hatırlatan her düşünceden kalbini kaçırır.
insan dünyaya çoğu zaman bilinçli tercihlerle değil, alışkanlıklar yoluyla bağlanır.
İnsan, farkında olmadan bağlandığı şeyleri çoğu zaman alışkanlık zanneder. Oysa bazı alışkanlıklar, dünyayla kurulan en güçlü bağlardır. Sürekli aynı konforu aramak, aynı takdiri beklemek, aynı güven alanına sığınmak..
Dünya gitmeye yüz tutmuş gölgeye benzer.
Gazali için herkes dünyanın geçici olduğunu bilir; sorun bunu davranışa yansıtamamaktır. Geçicilik bilgisi çoğu zaman teoride kalır.
Mesafe, dışarıdan değil, içeriden başlar.
Gazali'ye göre insanı dünyaya bağlayan şey mekân değil, öncelikleridir. Öncelikler bozulduğunda, insan dünyanın içinde değil; dünya insanın içinde yaşamaya başlar.
Dünyayla mesafe kurmak, Gazali'de bir terk ediş değil; yerini bilme halidir. Bu mesafe, fiziksel olarak uzaklaşmakla değil, zihinsel ve ahlaki bir ayarlamayla kurulur.
Gazali dünyayı sevip sevmemeyi değil, dünyaya nasıl bağlandığımızı sorar. Asıl soru şudur: Dünya elimizde mi duruyor, yoksa kalbimize mi yerleşti?
Gazali için dünya düşman değildir. Ama dost gibi davranan bir imtihandır.
Gazali'nin uyarısı, dünyayı kötülemek değil; insanı uyandırmaktır.
Dünya, insanın sınav alanıdır; ne tamamen reddedilecek bir yük ne de koşulsuzca sevilecek bir hedef.
Dünya rüya, ahiret ise uyanıklik halidir. İkisinin arasında ölüm vardır.
Gazali dünyayı düşman ilan etmez; ama dünyayı masum da saymaz. Çünkü dünya, insanın zaaflarını açığa çıkaran bir alandır. Hırsı, kibri, aceleciliği ve kendini yeterli görme duygusunu besleyebilir. Dünya bu yönüyle tehlikelidir; ama tehlike dışarıdan değil, içeriden gelir.
Gazali bunu şu cümleyle özetler:
"Kalbi, dünyadan ayrılma sebebi olan ölüm hakkında tefekkür etmekten sürekli kaçınır.
"Kalbi, dünyadan ayrılma sebebi olan ölüm hakkında tefekkür etmekten sürekli kaçınır.
Gazali'ye göre bu hal insanın farkında olmadan kendini kandırmasının da başlangıcıdır. Çünkü kalp, dünyadan ayrılmayı hatırlatan her düşünceden kaçmaya başlar.
İnsanın dünyada yaşarken dünyaya ait olmamasi, Gazali'nin temel dengesidir. Bu denge kaybolduğunda, dünya insanı yönetmeye başlar.
Nitekim dünyaya fazla bağlanan insanın halini şöyle anlatır:
"Dünyaya kapılan kişi ölümü hatırlamaz. Hatırlasa bile bu, elinden kaçan dünyalık bir şeyinden dolayıdır.
"Dünyaya kapılan kişi ölümü hatırlamaz. Hatırlasa bile bu, elinden kaçan dünyalık bir şeyinden dolayıdır.