İbrahim Ethem hac tavaf sırasında Şakik el-Belhi ile bir araya gelir ve ona sorar,.
"Düsturunuz nedir?"
O da"Biz rızık bulduğumuzda yeriz, bulmadığımızda sabrederiz." deyince
İbrahim Ethem
"Belh'in köpekleri de böyle yapıyor." der.
"Kendilerinin ise rızık bulunca kardeşlerine verdiklerini, bulamayınca şükrettiklerini" söyleyince Şaki Belhi ayağa kalkar, İbrahim Ethem'in önüne oturur ve "Sensin bizim üstadımız." diyerek duygularını ve hayranlığını belirtir.
"Düsturunuz nedir?"
O da"Biz rızık bulduğumuzda yeriz, bulmadığımızda sabrederiz." deyince
İbrahim Ethem
"Belh'in köpekleri de böyle yapıyor." der.
"Kendilerinin ise rızık bulunca kardeşlerine verdiklerini, bulamayınca şükrettiklerini" söyleyince Şaki Belhi ayağa kalkar, İbrahim Ethem'in önüne oturur ve "Sensin bizim üstadımız." diyerek duygularını ve hayranlığını belirtir.
Bir gün, malı ile birlikte dükkânı yanmış, onulmaz kederler içinde bir adam gördü. Adamcağız uğradığı felaketten dolayı neredeyse aklını kaybedecek durumda idi. İbrahim Ethem ona yaklaştı ve o bağrı yanık, gözü yaşlıya teselli ve nasihat edici şu sözleri söyledi:
"Ey Allah'ın kulu, haydi sakin ol, mal Allah'ın malı. Dileyince verdi sana ve O dilediği zamanda elinden aldı. O'nun emrine sabret. Sabırsızlanıp saçını başını yolma. Zira nimete yapılan teşekkürün mükemmel olması, doruğa ulaşabilmesi için, belaya dayanmak, sabretmek gereklidir.
"Ey Allah'ın kulu, haydi sakin ol, mal Allah'ın malı. Dileyince verdi sana ve O dilediği zamanda elinden aldı. O'nun emrine sabret. Sabırsızlanıp saçını başını yolma. Zira nimete yapılan teşekkürün mükemmel olması, doruğa ulaşabilmesi için, belaya dayanmak, sabretmek gereklidir.
Kimileri kendisine gelen bir musibet sebebiyle Allah'tan başkasına şikâyette bulunuyorsa, o kişi kalbinde itaatin tadını sonsuza kadar bulamaz.
İbrahim Ethem'e göre bir şeyin kıymeti, bilinmek isteniyorsa ziddıyla mukayese etmek gerekir.
İyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, hayrın ve şerrin mukayesesi yapıldığında insan kendisine verilen şeyin değerini ve kiymetini daha iyi anlayacaktır.
İyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, hayrın ve şerrin mukayesesi yapıldığında insan kendisine verilen şeyin değerini ve kiymetini daha iyi anlayacaktır.
Bu geçici dünyada insan sağlık ve zenginlik gibi hoşa giden şeylerle karşılaşır. Ya da musibet ve yokluk gibi hoşa gitmeyen şeylerle karşılaşır. Bunlar hayatın bir bakıma tuzu biberidir. Her ikisi de sabrı gerektirir.
"Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma=fakirlik ile deneriz=imtihan ederiz. Ey Peygamber sabredenleri müjdele." (Bakara, 155)
ayetinde anlaşılacağı üzere insanoğlu bu dünyaya imtihan için gönderilmiştir.
"Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma=fakirlik ile deneriz=imtihan ederiz. Ey Peygamber sabredenleri müjdele." (Bakara, 155)
ayetinde anlaşılacağı üzere insanoğlu bu dünyaya imtihan için gönderilmiştir.
Kuranı Kerim'de yetmişten fazla sabır ve sabredenlere verilecek sevaplar bildiriliyor:
"Sabredenlerin mükâfatını yapmakta olduklarının daha güzeliyle vereceğiz." (Nahl, 96); "Allah sabredenleri sever." (Ali İmran, 146)
"Sabredenlerin mükâfatını yapmakta olduklarının daha güzeliyle vereceğiz." (Nahl, 96); "Allah sabredenleri sever." (Ali İmran, 146)
Sabır belalara sabretmek, kurtuluşa sebeptir.
Atalarımız "Sabır acı ise meyvesi tatlı, tadı ise acısında saklıdır","Sabır selamettir.", "Sabırla koruk helva olur." demişlerdir.
SABIR
Zorlu bir dünya hayatı geçirmekteyiz. Hayatın zorluğuna çare ise sabırdan geçmektedir. "Sabır deniz gibidir. Kimileri kıyısında, kimileri yüzünde gezer, kimileri de hiçbirini umursamaz, dibini sezer." Vereni unutur, sabrı unutur.
O halde sabır, mertebe, lütuf, ihsandır. Sabretmek kurtuluşa sebep olan güzel huydur. Sabır peygamberlerin hasletlerindendir.
Zorlu bir dünya hayatı geçirmekteyiz. Hayatın zorluğuna çare ise sabırdan geçmektedir. "Sabır deniz gibidir. Kimileri kıyısında, kimileri yüzünde gezer, kimileri de hiçbirini umursamaz, dibini sezer." Vereni unutur, sabrı unutur.
O halde sabır, mertebe, lütuf, ihsandır. Sabretmek kurtuluşa sebep olan güzel huydur. Sabır peygamberlerin hasletlerindendir.
Gönül Sultanı kırk sene kaldığı halde Mekke'nin meyvesinden yememiş ve Zemzem kuyusundan su çekip çıkarmamıştır. Bedeni ise şöyle açıklamıştır:
"O zaman kazancı şüpheli olan bazı askerler, Mekke'de meyve yetiştriciliği yapıyorlardı. Zemzem kuyusun kovası da devlet malı idi.
"O zaman kazancı şüpheli olan bazı askerler, Mekke'de meyve yetiştriciliği yapıyorlardı. Zemzem kuyusun kovası da devlet malı idi.
İbrahim Ethem son nefesine kadar haram yemekten ve harama bakmaktan çok dikkat eder ve herkese tavsiyelerde bulunurdu.
Adamın biri İbrahim Ethem'e
"Ben rızkımı pazarcılıktan temin eden biriyim. İşim esnasında cemaatle namazı kaçırdığım oluyor. Sana göre cemaatle namaz mı, yoksa ticaretimle uğraşmam mı daha sevimlidir." diye sorunca,
"Helâl kazandığın süre ce cemaatte sayılırsın." diyerek konunun önemini vurgulamıştır.
"Ben rızkımı pazarcılıktan temin eden biriyim. İşim esnasında cemaatle namazı kaçırdığım oluyor. Sana göre cemaatle namaz mı, yoksa ticaretimle uğraşmam mı daha sevimlidir." diye sorunca,
"Helâl kazandığın süre ce cemaatte sayılırsın." diyerek konunun önemini vurgulamıştır.
Büyüklük; haccetmek, cihat etmek, oruç tutmak ve namaz kılmakla olmaz. Bize göre büyüklük, mideye gidenleri sıkı tutmaktır.
İbrahim Ethem, yapılan duaların kabul olması için helâl lokma yemenin gerekliliğini vurgulamıştır.
Peygamberimiz "Haramla beslenen vücudun gideceği yer, Cehennemdir."buyurur.
Helâl yemek içmek ayetlerde, hadislerde de önemli yer tutar.
"Ey insanlar. Yeryüzünde bulunan maddelerin helâl ve temiz olanlarından yiyin; şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o apaçık düşmanınızdır." (Bakara, 168]
"Ey insanlar. Yeryüzünde bulunan maddelerin helâl ve temiz olanlarından yiyin; şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o apaçık düşmanınızdır." (Bakara, 168]
Süfyani Sevri de,"Kişinin dindarlığı, ekmeğinin helâlliği nispetindedir." der.
Abdülkadir Geylani, "Haram yemek, kalbi öldürür. Lokma vardır, kalbini nurlandırır: lokma vardır onu karanlığa boğar.
HELAL LOKMA
Tasavvufa girişin esaslarından en önemlisi helâl lokma yemektir. Aslında İslâm dininin en hassas konusudur. Büyüklerin dediği gibi:
"Haram kazanç kapıdan girince Allah'ın rahmeti pencereden çıkar. 0 evde ne huzur, ne de bereket olur.
Tasavvufa girişin esaslarından en önemlisi helâl lokma yemektir. Aslında İslâm dininin en hassas konusudur. Büyüklerin dediği gibi:
"Haram kazanç kapıdan girince Allah'ın rahmeti pencereden çıkar. 0 evde ne huzur, ne de bereket olur.
İbrahim Ethem'e göre şeytanın en ağırına giden adam, sabırlı yumuşak ve tecrübeli olan âlímdir. Konuştuğunda ilmiyle konuşur. Sustuğunda ise vakarı ve hílmiyle (yumuşak huylu)) susar. Âlim sıfatı yükselen insan büyűk bir sorumluluk altındadır." der.