Ey lütuf ve keremi sonsuz Allah'ım. Benim halime de nazar kıl (Bana Hak ve hakikatin kapısını aç). Nice zamandır debdebe içinde ömür nefeslerimi zayi etmişim. Ey Allah'ım lütfunla gönlümü yıka; kalbimde muhabbetinden başka bir şey bırakma. Bu hâlet =durum, hal içinde gözleri tevbe yaşlarıyla nemli, yüreği nedamet=pişmanlık ateşleriyle yanık olan İbrahim bin Ethem, sana doğru yola koyuldu...
Ölüm seni uyandırmadan sen kendin uyan.
Sahi nereye gitmektir böyle? Ye, iç, eğlen, nereye kadar.
İbrahim Ethem azat etmek için bir köle almıştı.
Köleye sordu: "-Adın nedir?"
"-Ne diye çağırırsanız odur efendim."
"-Ne yemek istersin?"
"-Ne verirsen onu yerim efendim."
"-Ne iş yaparsın?"
"-Ne emrederseniz onu yaparım."
"-Ne arzu edersin?"
"-Kölenin arzusu olur mu? Efendinin dileği, kölenin arzusudur."
Bu cevaplar karşısında İbrahim Ethem hüngür hüngür ağlar ve kendisine şöyle der:
"Behey miskin, kulluğu bu köleden öğren. Sen hiç ömründe Allah-u Teâlâ'ya karşı böyle kul ola bildin mi?
Köleye sordu: "-Adın nedir?"
"-Ne diye çağırırsanız odur efendim."
"-Ne yemek istersin?"
"-Ne verirsen onu yerim efendim."
"-Ne iş yaparsın?"
"-Ne emrederseniz onu yaparım."
"-Ne arzu edersin?"
"-Kölenin arzusu olur mu? Efendinin dileği, kölenin arzusudur."
Bu cevaplar karşısında İbrahim Ethem hüngür hüngür ağlar ve kendisine şöyle der:
"Behey miskin, kulluğu bu köleden öğren. Sen hiç ömründe Allah-u Teâlâ'ya karşı böyle kul ola bildin mi?
Dünyaya milyonlarca insan gelmiş geçmiştir. Kimileri yaşamış olmak için yaşamış; kimileri de kültür ve iman köprüleri kurarak gönüllerde taht kurmuşlardır.