İbrahim Ethem birini çok üzgün görür, ona üç soru sorar
"-Dünyadaki bütün hadiseler takdiri İlahi olmadan meydana gelebilir mi?"
“-Науіr."
"-Sana ayrılan rızkı başkası yiyebilir mi?"
"-Hayır."
"-Sana verilen ömürden kısalma olabilir mi?"
"-Hayır."
"-O halde niçin üzülüyorsun...
"-Dünyadaki bütün hadiseler takdiri İlahi olmadan meydana gelebilir mi?"
“-Науіr."
"-Sana ayrılan rızkı başkası yiyebilir mi?"
"-Hayır."
"-Sana verilen ömürden kısalma olabilir mi?"
"-Hayır."
"-O halde niçin üzülüyorsun...
Bil ki, dünyada hüzün hep var olacaktır. Ölüm insana yakındır. Can her vakit ölümden nasipdâr olabilir. Öyleyse yolculuk gelmeden hazırlığını yap.
Ramazan sohbetlerinde diliyle çokça cömertlikten söz eden, ama hiç de cömertlik yapmayan bir adam İbrahim Ethem'e rica etti.
"-Herkese nasihat ediyorsun, bana da nasihat et."
İbrahim Ethem bu adama tek cümlelik nasihatini şöyle yaptı:
"-Sen açığı kapa, kapalıyı da aç sana yeter."
Adam bir şey anlamamıştı. Mecburen sordu:
"-Açık nedir ki onu kapayayım. Kapalı nedir ki onu açayım?"
İbrahim Ethem kısaca anlattı:
"-Açık olan hep cömertlikten Söz eden ağzımızdır, onu kapa. Kapalı olanı da yoksula hiç açmadığın kesendir; onu aç. Bu sana yeter.
"-Herkese nasihat ediyorsun, bana da nasihat et."
İbrahim Ethem bu adama tek cümlelik nasihatini şöyle yaptı:
"-Sen açığı kapa, kapalıyı da aç sana yeter."
Adam bir şey anlamamıştı. Mecburen sordu:
"-Açık nedir ki onu kapayayım. Kapalı nedir ki onu açayım?"
İbrahim Ethem kısaca anlattı:
"-Açık olan hep cömertlikten Söz eden ağzımızdır, onu kapa. Kapalı olanı da yoksula hiç açmadığın kesendir; onu aç. Bu sana yeter.
Cömertlik, yardımseverlik yok oldu. Kim insanlara, malıyla, yiyeceğiyle ve içeceğiyle yardım etmezse güler yüzüyle ve güzel huyuyla yardım etsin. Mal çokluğunuzla övünüp fakirlere ilah kesilmeyiniz. Zayıfları ezmeyiniz. Kimsesizleri çiğnemeyiniz."
nasihatinde İbrahim Ethem günümüzde kaybettiğimiz değerler hususunda bizi uyarmaktadır.
nasihatinde İbrahim Ethem günümüzde kaybettiğimiz değerler hususunda bizi uyarmaktadır.
İbrahim Ethem'in yemesiyle, giymesiyle de çok mütevazi bir hayat yaşardı."-Nasıl sabrediyorsun bu mütevazi hayata?" diye soranlara şu açıklamayı yapardı:
"Her şey küçük başlar, zamanla büyür. Fakat sıkıntılar tam aksine büyük başlar ve zamanla küçülür. Onun için ben baştan mütevazi hayatın sıkıntılarını göze alarak başladım, bu zorluğun zamanla alışarak normal hayat haline geldiğini anladım. İsterseniz siz de mütevazi hayati deneyin. Önce zorlanacaksınız, sonra alışarak mütevazi hayattan hep mutluluk duyacaksınız.
"Her şey küçük başlar, zamanla büyür. Fakat sıkıntılar tam aksine büyük başlar ve zamanla küçülür. Onun için ben baştan mütevazi hayatın sıkıntılarını göze alarak başladım, bu zorluğun zamanla alışarak normal hayat haline geldiğini anladım. İsterseniz siz de mütevazi hayati deneyin. Önce zorlanacaksınız, sonra alışarak mütevazi hayattan hep mutluluk duyacaksınız.
İbrahim Ethem'e:"Fiyatlar yükseldi, piyasa pahalandı." diye şikâyette bulunurlar.
"Öyle ise ben kazandım." diye cevap verir.
"Sen nasıl kazanıyorsun, piyasa pahalanınca?" diye sorunca da şöyle açıklar kazancını:
"-Pahalanan malı bir müddet almaz, beklerim. Böylece ucuzken verdiğim parada bana kalır. Bu sebeple her pahallıkta ben kazanır, artırdığım parayla yoksula yardımda bulunurum.
"Öyle ise ben kazandım." diye cevap verir.
"Sen nasıl kazanıyorsun, piyasa pahalanınca?" diye sorunca da şöyle açıklar kazancını:
"-Pahalanan malı bir müddet almaz, beklerim. Böylece ucuzken verdiğim parada bana kalır. Bu sebeple her pahallıkta ben kazanır, artırdığım parayla yoksula yardımda bulunurum.
İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri zerre gibi küçüldü.
İşittiğime göre, kıyamet günü insan, daha çok utansın diye tanıdıklarının yanında hesaba çekilir.
Öbür dünyada terazide en ağır gelen amel, burada bedene en zor gelenidir.
Bir insan üç perdeyi gönlünden çıkarmadıkça kendisine devlet kapısı açılmaz.
Bir, Bu dünyanın hepsini verirlerse sevinmemek, eğer sevinirse hasistir. Hasis ise dilekten mahrumdur.
iki, Kevseri dünyayı kendisine verip geri alırlarsa müteessir olmama.
Üç, methedildiğinde memnun olmamak, ayıplansada üzülmemek.
Bir, Bu dünyanın hepsini verirlerse sevinmemek, eğer sevinirse hasistir. Hasis ise dilekten mahrumdur.
iki, Kevseri dünyayı kendisine verip geri alırlarsa müteessir olmama.
Üç, methedildiğinde memnun olmamak, ayıplansada üzülmemek.
Helâl lokma için çalışmak geceleri ibadet edip, gündüzleri oruç tutmaktan faziletlidir.
Kemale erenler, ancak midelerine gireni kontrol etmekle kemale erdiler.
Kibirlenip mağrur olmayın. Yaptıklarınızla övünmeyin. Üstünüzdekilere değil, altınızdakilere bakınız. Kalpleriniz Allah sevgisi ile dolsun. Bedenleriniz Allah'a itaatle yoğrulsun. Allah'tan utanınız. Dilleriniz Allah'ı zikretsin. Gözlerinizi de harama karşı koruyun.
Allah sana türlü türlü nimetler ihsan ediyor. Ama sen şükretmiyorsun. Allah'ın yumuşak ve sabırlı oluşu seni aldatmasın. Düşün, düşün. Bir gün sende gireceksin mezara. Durma, bugünden hazırlığını yap ey kardeş, dirileceğin gün için..
Allah, insanı yarattıktan sonra onu başıboş bırakmamış gönderdiği peygamberler ile onlara iki dünya saadetinin yolların göstermiştir. Onlarda topluma vaaz=dini öğüt ve nasihatte bulunmuşlardır.
Mana Sultanı İbrahim bin Ethem yaya olarak hacca gidiyordu. Yakıcı güneş altında, çöl denizinde aşk ve şevkle yol alıyordu. Yolda, deve üstünde bir Arap ile karşılaştı. Arap hayret edip sordu:
"-Ey yalnız adam, nereye böyle?"
İbrahim Ethem gülümsedi:
*-Ya sen nereye gidiyorsun?"
"-Beytullah'ı ziyarete."
"-Bende Beytullah'a gidiyorum."
"-Nasıl olur? Bineceğin yok, azığın yok. Bu uzun yolları, kızgın çölleri nasıl yürür gidersin ki?"
"-Benim birçok bineğim var ama sen göremezsin."
Arap büsbütün hayretle sordu:
"-Bunlar nedir? Nasıl şeylerdir? Bana da anlat ki bileyim."
O gönül Sultanı şöyle cevap verdi:
"-Benim 'Sabır' adlı bir bineğim vardır. Başıma bir bela geldi mi onun sırtına atlarım. Nimete kavuştuğum zaman 'Şükür' bineğim vardır, onunla giderim. Bir kazaya uğradığım zaman hemen 'Rıza' adlı bineğim imdadıma koşar..."
Arabın gönlüne şevk ve heyecan dalgaları doldu ve gönlünce sordu:"-Daha başka neyin var?"
İbrahim Ethem dedi ki: "-Nefsim beni bir şeye zorladığı zaman düşünürüm ki, ömrümün çoğu gitmiş azı kalmıştır. Bu durumu hatırlayarak nefsime uymaktan son derece sakınırım."
Arap bu hakimane veciz sözler karşısında nihayet kendine gelmişti:
"-Vallahi, desene asıl yaya benmişim de binek sahibi senmişsin.
"-Ey yalnız adam, nereye böyle?"
İbrahim Ethem gülümsedi:
*-Ya sen nereye gidiyorsun?"
"-Beytullah'ı ziyarete."
"-Bende Beytullah'a gidiyorum."
"-Nasıl olur? Bineceğin yok, azığın yok. Bu uzun yolları, kızgın çölleri nasıl yürür gidersin ki?"
"-Benim birçok bineğim var ama sen göremezsin."
Arap büsbütün hayretle sordu:
"-Bunlar nedir? Nasıl şeylerdir? Bana da anlat ki bileyim."
O gönül Sultanı şöyle cevap verdi:
"-Benim 'Sabır' adlı bir bineğim vardır. Başıma bir bela geldi mi onun sırtına atlarım. Nimete kavuştuğum zaman 'Şükür' bineğim vardır, onunla giderim. Bir kazaya uğradığım zaman hemen 'Rıza' adlı bineğim imdadıma koşar..."
Arabın gönlüne şevk ve heyecan dalgaları doldu ve gönlünce sordu:"-Daha başka neyin var?"
İbrahim Ethem dedi ki: "-Nefsim beni bir şeye zorladığı zaman düşünürüm ki, ömrümün çoğu gitmiş azı kalmıştır. Bu durumu hatırlayarak nefsime uymaktan son derece sakınırım."
Arap bu hakimane veciz sözler karşısında nihayet kendine gelmişti:
"-Vallahi, desene asıl yaya benmişim de binek sahibi senmişsin.
Allah'ım. Sen bu yavrucağa Kitabını öğret, ona helâl rızık ver.
İbrahim Ethem abdest almak için bir kuyuya kovayı indirdiği zaman, birinci defada içi altın, ikinci defada gümüş, üçüncü defa da inci dolu kova çıktı. İbrahim Ethem dayanamadı ve Allah'a yalvararak:
"Allah'ım. Biz fakirliği arıyoruz Sen zenginlik veriyorsun. Biliyorum ki hazinelerin sonsuzdur; istediğine verirsin, fakat ben bu gibi servetlerin cazibesinden korkarım. Beni Hak yolundan ayırma, abdestimi almak için bana yalnız su ver.
"Allah'ım. Biz fakirliği arıyoruz Sen zenginlik veriyorsun. Biliyorum ki hazinelerin sonsuzdur; istediğine verirsin, fakat ben bu gibi servetlerin cazibesinden korkarım. Beni Hak yolundan ayırma, abdestimi almak için bana yalnız su ver.
Ey Yüce Rabbimiz. Senin kudretinin şahitleri olduk. Gücün karşısında korktuk ve titredik. Bizi affet ve merhametini göster.
Allah'ım. Hiç uyku tutmayan gözünle bizi koru gözet. Allah'ım. Bizi kudretinle koru, bize acı, helâk olmayalım ora da burada. Ancak sensin ümitvâr olduğumuz.