Sivas’taki teşkilâta nasıl hareket edileceği konusunda gerekenlere talimat
verdikten sonra, hiç uyumadan geçen 27/28 gecesinin sabahında, bir bayram
günü, Sivas’tan Erzurum’a doğru yola çıktık.
Bir haftalık yorucu bir otomobil yolculuğundan sonra 3 Temmuz 1919
günü halkın ve askerin içten gelen samimi gösterileri arasında, Erzurum’a
varıldı
verdikten sonra, hiç uyumadan geçen 27/28 gecesinin sabahında, bir bayram
günü, Sivas’tan Erzurum’a doğru yola çıktık.
Bir haftalık yorucu bir otomobil yolculuğundan sonra 3 Temmuz 1919
günü halkın ve askerin içten gelen samimi gösterileri arasında, Erzurum’a
varıldı
Refet Bey, imzadan çekindi ve böyle bir kongre toplanmasındaki amaç ve yararı anlayamadığını söyledi.
İstanbul’dan beri yanımda getirdiğim bu arkadaşın - tuttuğumuz yola göre anlaşılması pek basit olan bir konuda, böyle bir düşünce ve duygu içinde oluşu bana pek acı geldi.
İstanbul’dan beri yanımda getirdiğim bu arkadaşın - tuttuğumuz yola göre anlaşılması pek basit olan bir konuda, böyle bir düşünce ve duygu içinde oluşu bana pek acı geldi.
Adını Saklayan Bir Tanıdığın Amasya’ya Gelmesi
Adı şifrede bildirilmeyen zat da Rauf Bey’di.
İstanbul’dan ayrılmak üzere, evimden otomobile bineceğim sırada Rauf
Bey yanıma gelmişti. Bineceğim vapurun takip edileceğini ve beni İstanbul’da iken tutuklamadıklarına göre, belki de Karadeniz’de batırılacağımı güvenilir bir yerden işitmiş, onu haber verdi. Ben İstanbul’da kalıp tutuklanmaktansa, batıp boğulmayı tercih ettim ve hareket ettim.
Kendisine de eninde sonunda İstanbul’dan çıkmak zorunda kalırsa, benim yanıma gelmesini söyledim.
.......
Pek güzel ama, adını saklamak şeklinde beni üzmenin anlamı var mıydı?
Adı şifrede bildirilmeyen zat da Rauf Bey’di.
İstanbul’dan ayrılmak üzere, evimden otomobile bineceğim sırada Rauf
Bey yanıma gelmişti. Bineceğim vapurun takip edileceğini ve beni İstanbul’da iken tutuklamadıklarına göre, belki de Karadeniz’de batırılacağımı güvenilir bir yerden işitmiş, onu haber verdi. Ben İstanbul’da kalıp tutuklanmaktansa, batıp boğulmayı tercih ettim ve hareket ettim.
Kendisine de eninde sonunda İstanbul’dan çıkmak zorunda kalırsa, benim yanıma gelmesini söyledim.
.......
Pek güzel ama, adını saklamak şeklinde beni üzmenin anlamı var mıydı?
Adını Saklayan Bir Tanıdığın Amasya’ya Gelmesi
Daha Havza’da bulunduğum sırada, Ankara’da bulunan 20. Kolordu
Komutanı Ali Fuat Paşa’dan bir şifreli telgraf aldım. Bu telgraf, aşağı yukarı:
“Tanıdığımız bir şahıs bâzı arkadaşlarla birlikte İstanbul’dan buraya
gelmiştir. Nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda ne emir
buyuruyorsunuz?” şeklinde idi. Adeta bir bilmeceyi andıran bu telgraf, bende
büyük bir merak ve hayret uyandırdı. Söz konusu edilen şahsı tanıyorum,
benden nasıl hareket edileceğini soruyor; Ankara’da arkadaşım olan güvenilir
bir komutanın yanında, telgraf da şifrelidir. O halde neden adını şifreli olarak
bile yazdırmaktan çekiniyor? Bir hayli düşündüm, kavrar gibi oldum; tahmin
buyuruluyor ki, bilmece çözmekle uğraşacak zamanım yoktu. Fakat Fuat
Paşa’yı yakından görmek, bölgeleri, çevreleri, düşünceleri üzerinde
kendisiyle konuşmak, bence pek istenilir bir şeydi. Bu bilmeceli telgraftan
ilham alarak kendisine şu ricada bulundum: “Ankara’dan ayrıldığınızı belli
etmeyecek tedbirleri aldıktan sonra, ad ve kıyafet değiştirerek birkaç gün için
hemen yanıma geliniz. İstanbul’dan gelen arkadaşları da birlikte getiriniz.”
Daha Havza’da bulunduğum sırada, Ankara’da bulunan 20. Kolordu
Komutanı Ali Fuat Paşa’dan bir şifreli telgraf aldım. Bu telgraf, aşağı yukarı:
“Tanıdığımız bir şahıs bâzı arkadaşlarla birlikte İstanbul’dan buraya
gelmiştir. Nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda ne emir
buyuruyorsunuz?” şeklinde idi. Adeta bir bilmeceyi andıran bu telgraf, bende
büyük bir merak ve hayret uyandırdı. Söz konusu edilen şahsı tanıyorum,
benden nasıl hareket edileceğini soruyor; Ankara’da arkadaşım olan güvenilir
bir komutanın yanında, telgraf da şifrelidir. O halde neden adını şifreli olarak
bile yazdırmaktan çekiniyor? Bir hayli düşündüm, kavrar gibi oldum; tahmin
buyuruluyor ki, bilmece çözmekle uğraşacak zamanım yoktu. Fakat Fuat
Paşa’yı yakından görmek, bölgeleri, çevreleri, düşünceleri üzerinde
kendisiyle konuşmak, bence pek istenilir bir şeydi. Bu bilmeceli telgraftan
ilham alarak kendisine şu ricada bulundum: “Ankara’dan ayrıldığınızı belli
etmeyecek tedbirleri aldıktan sonra, ad ve kıyafet değiştirerek birkaç gün için
hemen yanıma geliniz. İstanbul’dan gelen arkadaşları da birlikte getiriniz.”
Amasya Genelgesi 22 Haziran 1919 ...
1. Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
2. İstanbul hükûmeti üzerine aldığı sorumluluğun gereğini yerine
getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.
3. Milletin bağımsızlığını, yine milletin istek ve kararı kurtaracaktır.
1. Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
2. İstanbul hükûmeti üzerine aldığı sorumluluğun gereğini yerine
getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.
3. Milletin bağımsızlığını, yine milletin istek ve kararı kurtaracaktır.
Sivas’ta genel bir milli kongre toplama kararı
Bu sebeple, 18 Haziran 1919 tarihinde, Trakya’ya verdiğim direktifte işaret
ettiğim bir noktanın uygulanma zamanı gelmiş bulunuyordu. Hatırınızdadır
ki, o nokta, Anadolu ve Rumeli’deki millî teşkilâtları birleştirerek bir
merkezden temsil ve idare etmek üzere, Sivas’ta genel bir millî kongre
toplamaktı. Bu amacın gerçekleştirilmesi için yaverim Cevat Abbas Bey’e
21/22 Haziran 1919 gecesi, Amasya’da yazdırdığım genelgenin esas noktaları
şunlardı:
Bu sebeple, 18 Haziran 1919 tarihinde, Trakya’ya verdiğim direktifte işaret
ettiğim bir noktanın uygulanma zamanı gelmiş bulunuyordu. Hatırınızdadır
ki, o nokta, Anadolu ve Rumeli’deki millî teşkilâtları birleştirerek bir
merkezden temsil ve idare etmek üzere, Sivas’ta genel bir millî kongre
toplamaktı. Bu amacın gerçekleştirilmesi için yaverim Cevat Abbas Bey’e
21/22 Haziran 1919 gecesi, Amasya’da yazdırdığım genelgenin esas noktaları
şunlardı:
8 Haziran 1919’da İstanbul’a Harbiye Nâzırı tarafından çağrıldığımı vebgizlice sorup soruşturmam üzerine, kimler tarafından ne için istendiğimi, devlet adamlarımızdan birinin haber verdiğini daha önce başka bir
münasebetle yaptığım açıklamada ifade etmiştim.
..................
Yapılan geri çağırma emrine uymamış ve onu yerine getirmemiş olmakla birlikte, Millî teşkilât ve hazırlıkların yönetimine
devam etmekte olduğuma göre, şahsen isyancı duruma geçmiş olduğuma
şüphe edilemezdi. Bundan başka ve özellikle girişmeye karar verdiğim
teşebbüs ve faaliyetlerin köklü ve şiddetli olacağını tahmin etmek güç değildi. O halde yapılacak her şeyin mutlaka bütün bir milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve temsil edecek bir hey’et adına olması gerekli idi.
münasebetle yaptığım açıklamada ifade etmiştim.
..................
Yapılan geri çağırma emrine uymamış ve onu yerine getirmemiş olmakla birlikte, Millî teşkilât ve hazırlıkların yönetimine
devam etmekte olduğuma göre, şahsen isyancı duruma geçmiş olduğuma
şüphe edilemezdi. Bundan başka ve özellikle girişmeye karar verdiğim
teşebbüs ve faaliyetlerin köklü ve şiddetli olacağını tahmin etmek güç değildi. O halde yapılacak her şeyin mutlaka bütün bir milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve temsil edecek bir hey’et adına olması gerekli idi.
28 Mayıs 1919...
Dikkate değer bir noktadır ki, İzmir’in, onun arkasından da Manisa
ve Aydın’ın işgali ile yapılan saldırı ve zulümler hakkında millet daha
aydınlanmamış; millî varlığa vurulan bu korkunç darbeye karşı açıktan açığa
herhangi bir tepki ve şikâyet gösterilmemişti. Milletin, bu haksız darbe
karşısında sessiz ve hareketsiz kalması, elbette kendi lehine yorumlanamazdı.
Onun için milleti uyarıp harekete getirmek gerekirdi. Bu maksatla 28 Mayıs
1919 tarihinde valilere ve bağımsız mutasarrıflıklara, Erzurum’da 15.
Kolordu ve Diyarbakır’da 13. Kolordu Komutanlıklarına, Konya’da Ordu
Müfettişliği’ne birer genelge gönderdim.
Dikkate değer bir noktadır ki, İzmir’in, onun arkasından da Manisa
ve Aydın’ın işgali ile yapılan saldırı ve zulümler hakkında millet daha
aydınlanmamış; millî varlığa vurulan bu korkunç darbeye karşı açıktan açığa
herhangi bir tepki ve şikâyet gösterilmemişti. Milletin, bu haksız darbe
karşısında sessiz ve hareketsiz kalması, elbette kendi lehine yorumlanamazdı.
Onun için milleti uyarıp harekete getirmek gerekirdi. Bu maksatla 28 Mayıs
1919 tarihinde valilere ve bağımsız mutasarrıflıklara, Erzurum’da 15.
Kolordu ve Diyarbakır’da 13. Kolordu Komutanlıklarına, Konya’da Ordu
Müfettişliği’ne birer genelge gönderdim.
Amasya’dan 18 Haziran 1919 tarihinde, Edirne’de 1. Kolordu Komutanı
Cafer Tayyar Bey’e şifre ile verdiğim direktifte başlıca şu konuları belirttim:
“Millî bağımsızlığımızı boğan ve vatanımızın parçalanması tehlikelerini
hazırlayan İtilâf Devletleri’nin yaptıkları, İstanbul Hükûmetinin esir ve
güçsüz durumu sizce de bilinmektedir.
Milletin kaderini böyle bir hükûmetin eline teslim etmek, yıkılmaya
mahkûm olmaktır.
Cafer Tayyar Bey’e şifre ile verdiğim direktifte başlıca şu konuları belirttim:
“Millî bağımsızlığımızı boğan ve vatanımızın parçalanması tehlikelerini
hazırlayan İtilâf Devletleri’nin yaptıkları, İstanbul Hükûmetinin esir ve
güçsüz durumu sizce de bilinmektedir.
Milletin kaderini böyle bir hükûmetin eline teslim etmek, yıkılmaya
mahkûm olmaktır.
Kumanday. terk etmemek emri
1 . Bağımsızlığımızı muhafaza uğrunda teşekkül etmiş ve teşkilatlanmış olan milli kuvvetler, her türlü müdahale ve tecavüzden masundur. Devlet ve milletin mukadderatında milli irade etken ve hakimdir. Ordu işbu milli iradeye tabi ve onun hizmetindedir.
2. Müfettiş ve kumandanlar, herhangi bir sebeple kumandadan düşürüldükleri takdirde kendilerinin yerini alacak zevat birlikte mesai yapılabilecek vasıflara sahip bulunursa, kumandayı bırakacak ve fakat nüfuz mıntıkalarında kalarak milli vazifelerini yapmaya devam edeceklerdir. Aksi takdirde, yani bir ikinci İzmir vakasına meydan verebilecek kimselerin tayini halinde, kumanda asla terk olunmayacak ve bütün müfettiş ve kumandanlar tarafından, emniyet ve itimadın kalmadığı söylenerek vaki olan muamele reddolunacak ve kabul edilmeyecektir.
3. Memleketimizi kolaylıkla işgal maksadına yönelik olmak üzere İtilaf devletleri tarafından vaki baskılar neticesinde, hükümet herhangi bir askeri ve milli kıta ve teşkilatımızı ilgaya emir verirse, kabul ve tatbik edilmeyecektir.
4. Emelleri ve gayesi milli bağımsızlığın teminine yönelik olan Müdafaai Hukuku Milliye ve Reddi İlhak Cemiyetleri'nin ve teşebbüslerinin zaaf ve dağılmasına sebep olacak herhangi bir tesir ve müdahaleyi ordu katiyen men edecektir.
5. Devlet ve milletin bağımsızlığının temini gayesinde, devletin bütün mülki memurları, Müdafaai Hukuku Milliye ve Reddi ilhak Cemiyetlerinin ordu gibi meşru yardımcısıdır.
6. Vatanın herhangi bir mıntıkasına taarruz vukuu halinde, bütün millet hakların müdafaasına hazır bulunduğundan, bu gibi hadiseler vukuunda icraatın birliği için derhal her taraf birbirini en seri surette haberdar ederek harekat birliği temin olunucaktır.
1 . Bağımsızlığımızı muhafaza uğrunda teşekkül etmiş ve teşkilatlanmış olan milli kuvvetler, her türlü müdahale ve tecavüzden masundur. Devlet ve milletin mukadderatında milli irade etken ve hakimdir. Ordu işbu milli iradeye tabi ve onun hizmetindedir.
2. Müfettiş ve kumandanlar, herhangi bir sebeple kumandadan düşürüldükleri takdirde kendilerinin yerini alacak zevat birlikte mesai yapılabilecek vasıflara sahip bulunursa, kumandayı bırakacak ve fakat nüfuz mıntıkalarında kalarak milli vazifelerini yapmaya devam edeceklerdir. Aksi takdirde, yani bir ikinci İzmir vakasına meydan verebilecek kimselerin tayini halinde, kumanda asla terk olunmayacak ve bütün müfettiş ve kumandanlar tarafından, emniyet ve itimadın kalmadığı söylenerek vaki olan muamele reddolunacak ve kabul edilmeyecektir.
3. Memleketimizi kolaylıkla işgal maksadına yönelik olmak üzere İtilaf devletleri tarafından vaki baskılar neticesinde, hükümet herhangi bir askeri ve milli kıta ve teşkilatımızı ilgaya emir verirse, kabul ve tatbik edilmeyecektir.
4. Emelleri ve gayesi milli bağımsızlığın teminine yönelik olan Müdafaai Hukuku Milliye ve Reddi İlhak Cemiyetleri'nin ve teşebbüslerinin zaaf ve dağılmasına sebep olacak herhangi bir tesir ve müdahaleyi ordu katiyen men edecektir.
5. Devlet ve milletin bağımsızlığının temini gayesinde, devletin bütün mülki memurları, Müdafaai Hukuku Milliye ve Reddi ilhak Cemiyetlerinin ordu gibi meşru yardımcısıdır.
6. Vatanın herhangi bir mıntıkasına taarruz vukuu halinde, bütün millet hakların müdafaasına hazır bulunduğundan, bu gibi hadiseler vukuunda icraatın birliği için derhal her taraf birbirini en seri surette haberdar ederek harekat birliği temin olunucaktır.
Erzurum Kongresi Beyannamesi ve Kararları
1 Hudüd-ı milliye dahilinde bulunan bi'l-cümle aksâm-ı vatan bir küldür. Yekdiğerinden infikâk kabul etmez (Beyannâme, madde 6. Nizamnâme, madde 3'ün tafsilâtı. Nizamnâme ve beyannâmenin birinci maddeleri mütâlaa ve tetkik buyurulsun).
2 Her türlü ecnebi işgal ve müdahalesine karşı ve Osmanlı Hükümeti'nin inhilâli hâlinde millet, müttehiden müdafaa ve mukavemet edecektir (Nizamnâme, madde 2 ve 3, beyannâme, madde 3)
3 Vatanın ve istiklâlin muhafaza ve teminine hükümet-i merkeziye muktedir olamadığı takdirde, temin-i maksat için bir hükümet-i muvakkate teşekkül edecektir. Bu hükümet heyeti, milli kongrece intihap olunacaktır. Kongre mün'akid değilse, bu intihâbı Heyet-i Temsiliye yapacaktır (Nizamnâme, madde 4, beyannâme, madde 4).
4 Kuvâ-yı milliyeyi âmil ve irâde-i milliyeyi hâkim kılmak esastır (Beyannâme, madde 3).
5 Anâsır-ı Hıristiyaniye'ye hâkimiyet-i siyasiye ve muvazene-i ictimâiyemizi muhil imtiyâz ita olunamaz (Beyannâme, madde 4).
6 Manda ve himaye kabul olunamaz (Beyannâme, madde 7).
7 Meclis-i millinin derhal ictimâını ve icrâât-ı hükümetin Meclis'in murakabesine vaz'ını temin etmek için çalışılacaktır (Beyannâme, madde 8).
1 Hudüd-ı milliye dahilinde bulunan bi'l-cümle aksâm-ı vatan bir küldür. Yekdiğerinden infikâk kabul etmez (Beyannâme, madde 6. Nizamnâme, madde 3'ün tafsilâtı. Nizamnâme ve beyannâmenin birinci maddeleri mütâlaa ve tetkik buyurulsun).
2 Her türlü ecnebi işgal ve müdahalesine karşı ve Osmanlı Hükümeti'nin inhilâli hâlinde millet, müttehiden müdafaa ve mukavemet edecektir (Nizamnâme, madde 2 ve 3, beyannâme, madde 3)
3 Vatanın ve istiklâlin muhafaza ve teminine hükümet-i merkeziye muktedir olamadığı takdirde, temin-i maksat için bir hükümet-i muvakkate teşekkül edecektir. Bu hükümet heyeti, milli kongrece intihap olunacaktır. Kongre mün'akid değilse, bu intihâbı Heyet-i Temsiliye yapacaktır (Nizamnâme, madde 4, beyannâme, madde 4).
4 Kuvâ-yı milliyeyi âmil ve irâde-i milliyeyi hâkim kılmak esastır (Beyannâme, madde 3).
5 Anâsır-ı Hıristiyaniye'ye hâkimiyet-i siyasiye ve muvazene-i ictimâiyemizi muhil imtiyâz ita olunamaz (Beyannâme, madde 4).
6 Manda ve himaye kabul olunamaz (Beyannâme, madde 7).
7 Meclis-i millinin derhal ictimâını ve icrâât-ı hükümetin Meclis'in murakabesine vaz'ını temin etmek için çalışılacaktır (Beyannâme, madde 8).
İstanbul Anadolu'ya hâkim değil, tâbi olmak mecburiyetindedir.
Bu mektupta söylediğim noktaları muhtasaran tekrar edeceğim:
1) Yalnız mitingler ve tezâhürât, büyük gayeleri, hiçbir vakit kurtaramaz.
2) Bunlar, ancak sine-i milletten bilfiil doğan kudret-i müşterekeye istinâd ederse rehakâr olur.
3) Zaten acı olan vaziyeti mühlik şekle koyan, en müessir amil, Istanbul'daki muhâlif cereyânlar ve âmâl-i milliyeyi muzır bir şekilde infirâda uğratan siyasi ve gayr-i milli propagandalardır. Bunun mücâzâtını vatanımız aleyhinde pek mebzül bır surette görmekteyiz.
4) Artık Istanbul Anadolu'ya hâkim değil, tâbi olmak mecburiyetindedir.
5) Sıze teveccuh eden fedakârlık pek büyüktür
(Vesika: 27)
Bu mektupta söylediğim noktaları muhtasaran tekrar edeceğim:
1) Yalnız mitingler ve tezâhürât, büyük gayeleri, hiçbir vakit kurtaramaz.
2) Bunlar, ancak sine-i milletten bilfiil doğan kudret-i müşterekeye istinâd ederse rehakâr olur.
3) Zaten acı olan vaziyeti mühlik şekle koyan, en müessir amil, Istanbul'daki muhâlif cereyânlar ve âmâl-i milliyeyi muzır bir şekilde infirâda uğratan siyasi ve gayr-i milli propagandalardır. Bunun mücâzâtını vatanımız aleyhinde pek mebzül bır surette görmekteyiz.
4) Artık Istanbul Anadolu'ya hâkim değil, tâbi olmak mecburiyetindedir.
5) Sıze teveccuh eden fedakârlık pek büyüktür
(Vesika: 27)
21/22 Haziran 335 gecesi Amasya'da dikte ettiğim ta'mimin esas noktaları şunlar idi:
1 Vatanın tamamiyeti, milletin istiklâli tehlikededir.
2 Hükümeti merkeziye deruhde ettiği mes'üliyetin icâbâtını ifa edememektedir. Bu hal milletimizi mâ'dum tanıttırıyor.
3 Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
4 Milletin hal ve vaz'ını derpiş etmek ve seda-yı hukukunu cihana işittirmek için her türlü tesir ve murakabeden âzâde bir heyet-i milliyenin vücüdu elzemdir.
5 Anadolu'nun bi'l-vücüh en emin mahalli olan Sivas'ta milli bir kongrenin serian in'ikadı takarrür etmiştir.
6 Bunun için tekmil vilâyetlerin her livasından milletin itimâdına mazhar üç murahhasın sür'at-i mümkine ile yetişmek üzere hemen yola çıkarılması icap etmektedir.
7 Her ihtimale karşı keyfiyetin bir sırr-ı milli hâlinde tutulması ve murahhasların lüzum görülen mahallerde seyahatlerinin mütenekkiren icrası lâzımdır.
8 Vilâyât-ı şarkiye namına 10 Temmuz'da Erzurum'da bir kongre in'ikad edecektir. Mezkür tarihe kadar vılâyâat-ı sâire murahhasları da Sivas'a vâsıl olabilirlerse Erzurum Kongresi'nin azası da Sivas ictimâ-ı umumısıne dahıl olmak üzere hareket eder (Vesika: 26).
1 Vatanın tamamiyeti, milletin istiklâli tehlikededir.
2 Hükümeti merkeziye deruhde ettiği mes'üliyetin icâbâtını ifa edememektedir. Bu hal milletimizi mâ'dum tanıttırıyor.
3 Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
4 Milletin hal ve vaz'ını derpiş etmek ve seda-yı hukukunu cihana işittirmek için her türlü tesir ve murakabeden âzâde bir heyet-i milliyenin vücüdu elzemdir.
5 Anadolu'nun bi'l-vücüh en emin mahalli olan Sivas'ta milli bir kongrenin serian in'ikadı takarrür etmiştir.
6 Bunun için tekmil vilâyetlerin her livasından milletin itimâdına mazhar üç murahhasın sür'at-i mümkine ile yetişmek üzere hemen yola çıkarılması icap etmektedir.
7 Her ihtimale karşı keyfiyetin bir sırr-ı milli hâlinde tutulması ve murahhasların lüzum görülen mahallerde seyahatlerinin mütenekkiren icrası lâzımdır.
8 Vilâyât-ı şarkiye namına 10 Temmuz'da Erzurum'da bir kongre in'ikad edecektir. Mezkür tarihe kadar vılâyâat-ı sâire murahhasları da Sivas'a vâsıl olabilirlerse Erzurum Kongresi'nin azası da Sivas ictimâ-ı umumısıne dahıl olmak üzere hareket eder (Vesika: 26).
Trabzon , Karadeniz sahilinde mühim bir merkez olduğundan, orada milli
teşebbüsler ve faaliyet hususlarında tereddütlü hareket ve Yunanlılar aleyhinde milli tezahürat müzakerelerine İstrati , Polidi Efendileri iştirak ettirmek gibi teşebbüsün ciddiyetsizliğine işaret edecek gevşeklikler, bittabi İstanbul ve
düşmanlar için pek kıymetli emareler kabul edilir.
teşebbüsler ve faaliyet hususlarında tereddütlü hareket ve Yunanlılar aleyhinde milli tezahürat müzakerelerine İstrati , Polidi Efendileri iştirak ettirmek gibi teşebbüsün ciddiyetsizliğine işaret edecek gevşeklikler, bittabi İstanbul ve
düşmanlar için pek kıymetli emareler kabul edilir.
Anadolu ahalisi baştan aşağı yekvücut bir hale getirildi. Kararlar, istisnasız tekrnil kumanda heyetleri ve arkadaşlarımızIa müşterek alınıyor. Vali ve mutasarrıfların hemen hepsi bizimle beraberdir. Anadolu'daki
milli teşkilat kaza ve nahiyelere kadar genişledi. İngiliz himayesi altında bir
bağımsız Kürdistan teşkili hakkındaki propaganda ve taraftarları bertaraf
edildi , Kürtler Türklerle birleşti
milli teşkilat kaza ve nahiyelere kadar genişledi. İngiliz himayesi altında bir
bağımsız Kürdistan teşkili hakkındaki propaganda ve taraftarları bertaraf
edildi , Kürtler Türklerle birleşti
Diğer mühim bir noktayı da ifade etmek lazımdır. Kurtuluş çaresi ararken,
İngiltere, Fransa, İtalya gibi büyük devletleri gücendirmemek esas gibi kabul
olunmakta idi. Bu devletlerden yalnız biriyle dahi başa çıkılamayacağı vehmi, hemen bütün kafalarda yer etmişti. Osmanlı Devleti'nin yanında koskoca
Almanya, Avusturya-Macaristan varken, hepsini birden mağlup eden, yerlere seren İtilaf kuvvetleri karşısında, tekrar onlarla husumete varabilecek vaziyetler almaktan daha büyük mantıksızlık ve akılsızlık olamazdı.
İngiltere, Fransa, İtalya gibi büyük devletleri gücendirmemek esas gibi kabul
olunmakta idi. Bu devletlerden yalnız biriyle dahi başa çıkılamayacağı vehmi, hemen bütün kafalarda yer etmişti. Osmanlı Devleti'nin yanında koskoca
Almanya, Avusturya-Macaristan varken, hepsini birden mağlup eden, yerlere seren İtilaf kuvvetleri karşısında, tekrar onlarla husumete varabilecek vaziyetler almaktan daha büyük mantıksızlık ve akılsızlık olamazdı.
Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin maksad-ı teşekkülü de (nizamnâmelerinin ikinci maddesi) şark vilâyetlerinde mütemekkin bi”l-cümle unsurların dini ve siyasi haklarının serbesti-i inkişafını temin edecek esbâb-ı meşrü'aya teşebbüs etmek, mezkür vilâyetler ahâli-i İslâmiye'sinin tarihi ve milli haklarını, inde'l-hace, âlem-i medeniyet huzurunda müdafaa eylemek, şark vilâyetlerinde vâki olan mezâlim ve cinâyâtın esbâb ve avâmili ve fâil ve müsebbibleri hakkında bitarafâne tahkikat icrâsıyla mücrimlerin müsâraaten tecziyelerini talep etmek; anâsır beynindeki su-i tefehhümün izâlesi ile kemâ fi's-sâbık revâbıt-ı hasenenin teyidine gayret etmek, hâl-i harbin vilâyât-ı şarkiyede tevlid ettiği harabi ve sefalete hükümet nezdinde teşebbüsâtta bulunmak suretiyle mümkün mertebe çare-sâz olmaktan ibaret idi.
İstiklâli için ölümü göze alan millet, insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedakârlığı yapmakla müteselli olur ve bi't-tabi esaret zincirini kendi eliyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete nazaran yâr u ağyâr nazarındaki mevkii farklı olur.
Binâenaleyh, ya istiklâl ya ölüm!
İşte halâs-ı hakiki isteyenlerin parolası bu olacaktı.
Bir an için bu kararın tatbikatında adem-i muvaffakiyete düçâr olunacağını farz edelim! Ne olacaktı? Esaret!
İşte halâs-ı hakiki isteyenlerin parolası bu olacaktı.
Bir an için bu kararın tatbikatında adem-i muvaffakiyete düçâr olunacağını farz edelim! Ne olacaktı? Esaret!
Türk'ün haysiyet ve izzet-i nefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evlâdır!