Gazali kolay bir düşman değildir; çünkü düşmanlık basitlik ister.
Bir fikre karşı çıkmak mümkündür; ama o fikrin insanı neye dönüştürdüğü sorusuyla yüzlesmek daha zordur. Gazali tam da buraya dokunur. Bu yüzden ona karşı verilen tepkiler çoğu zaman sertleşir; çünkü mesele yalnızca fikir değil, benliktir.
Kalbime Allah tarafından bir nur doğdu.
suçlanan başkaları değil, alışkanlıklarımızdır.
Gazali'nin kolay düşman olmamasının temel sebeplerinden biri, şüpheyle kurduğu ilişkidir. O, şüpheyi yıkıcı bir tavır olarak değil, bilginin sağlamlığını sinayan bir eşik olarak görür.
Çünkü her eleştiri, dönüp eleştireni de sınar.
Bir düşünürü kolay düşman yapan şey, tutarlı bir şekilde tek bir tarafı temsil etmesidir.
Gazali kolay bir düşman değildir; çünkü onunla kavga etmek isteyenlerin önce nerede durduklarını netleştirmeleri gerekir. Oysa Gazali, karşısına çıkan herkesi bu netlikten mahrum bırakır. Ne bütünüyle felsefeye karşıdır ne de felsefeyi merkeze alanların safinda yer alır. Ne geleneği sorgulanmaz kabul eder ne de geleneği yıkmayı bir erdem sayar. Bu yüzden ona yöneltilen saldırılar çoğu zaman hedefini bulmaz; çünkü Gazali sabit bir cephede durmaz.
Ve bazen ilerlememek, düşüncenin ayakta kalabilmesi için tek yoldur.
Gazali'nin problemi ilerlemek değildir. Onun problemi, yanlış yönde ilerlemektir. İlerleme adına hakikatin yüzeyde kalmasi, bilginin insanı ağırlaştırmasi, aklın kendini yeterli sanmasıdır.
Gazali'de ise insan, bilgisi arttıkça sorumluluğu artan ama zaafları azalmayan bir varlıktır. Bu tasavvur, sürekli yükselen bir insan fikrine izin vermez. Çünkü burada ilerleme, insanın kendini kontrol etme kapasitesiyle sınırlıdır. Bu sınır kabul edilmediğinde, ilerleme kolayca kibre dönüşür.
Modern düşünce, sınırları aşmayı bir erdem gibi görür. Gazali ise her alanın kendi sınırının olduğunu söyler.
Bilgi artar, imkânlar genişler, insan daha özgür olur. Bu çizgide ilerlemeyen ya da bu çizgiye mesafeli duran her düşünce, kolayca "geri" ilan edilir. Oysa Gazali'nin metinlerinde böyle bir çizgi yoktur. Onun için mesele, bilginin artip artmaması değil bilginin insani nereye götürdüğüdür.
Gazali, ilerlemekle meşgul değildir; doğru yerde durmakla meşguldür.
insan, her şeyi kontrol eden değil; kendini sürekli denetlemek zorunda olan biridir. Bu da "ilerici" bir tablo çizmez.
Bu yüzden Gazali "gerici" ilan edilir. Çünkü ilerleme hikâyesine hizmet etmez. Çünkü aklı mutlaklaştırmaz, geleneği putlaştırmaz, bilgiyi kurtarıcı bir güç olarak sunmaz. Bu etiket, onun düşüncesinin zayıflığını değil, modern anlatının tahammülsüzlüğünü gösterir. Gazalỉ'yi gerici yapan şey, geçmişe bağlılığı değil; basit hikâyelere sığmamasıdır.
Bu yüzden Gazali "gerici" ilan edilir. Çünkü ilerleme hikâyesine hizmet etmez. Çünkü aklı mutlaklaştırmaz, geleneği putlaştırmaz, bilgiyi kurtarıcı bir güç olarak sunmaz. Bu etiket, onun düşüncesinin zayıflığını değil, modern anlatının tahammülsüzlüğünü gösterir. Gazalỉ'yi gerici yapan şey, geçmişe bağlılığı değil; basit hikâyelere sığmamasıdır.
Gazali'de ise insan, bilgisi arttikça sorumluluğu artan, ama kırılganlığını kaybetmeyen bir varlıktır.
Ayıklamak, yıkmaktan daha zahmetlidir.
Felsefeyi elestiren herkes, düşünceye karşıdır. Oysa Gazali'nin eleştirisi felsefenin varlığına değil, felsefenin her alanda aynı kesinlik iddiasıyla konuşmasına yöneliktir.
En temel yanılgı, akıl ile din arasında zorunlu bir çatışma varsayılmasıdır.
Nasıl ilerleriz?" sorusundan çok, "Neyi biliyoruz ve bu bizi neye dönüştürüyor?