Gazali uyarır:
"Kalp uyanık değilse, amel alışkanlığa; alışkanlık ise körlüğe dönüşür
"Kalp uyanık değilse, amel alışkanlığa; alışkanlık ise körlüğe dönüşür
Bugün pek çok insan "Alışkanlığım böyle" demez; "Ben buyum" der. Alışkanlık kimliğe dönüşür. Eleştiri kişisel saldırı gibi algılanır.
İnsan alıştığı şeyi savunmaya başladığında, alışkanlık artık davranış olmaktan çıkar; inanç gibi korunur.
Gazali bu noktada açık konuşur:
"Âdetler din gibi savunulmaya başlandığında, hakikat unutulmuş demektir.
Gazali bu noktada açık konuşur:
"Âdetler din gibi savunulmaya başlandığında, hakikat unutulmuş demektir.
Gazali'ye göre âdet, gafletin en güvenli sığınağıdır. Gaflet burada bilgisizlik değil, alışılmış körlüktür.
Alışkanlık korkuyu da dinleştirir, kaygıyı da. Sürekli endişeli olmak, sürekli kontrol etmek, sürekli temkinli yaşamak zamanla "doğru" gibi savunulur.
Şekil kalır, anlam çekilir. İnsan doğruyu yaptığına
inanır ama neden yaptığını artık bilmez. Bu yüzden Gazali ibadet konusunda bile serttir:
"Nice kimseler vardır ki ibadet eder; fakat ibadeti
âdetten ibarettir.
inanır ama neden yaptığını artık bilmez. Bu yüzden Gazali ibadet konusunda bile serttir:
"Nice kimseler vardır ki ibadet eder; fakat ibadeti
âdetten ibarettir.
Tartı yoksa ölçü de kaybolur.
Asıl kırılma burada yaşanır. Çünkü alışkanlık, niyeti
bastırır. Gazali bunu şu cümleyle ifade eder:
"Âdet haline gelen davranış, niyeti bastırır; niyet zayıfladığında amel şekle dönüşür.
Asıl kırılma burada yaşanır. Çünkü alışkanlık, niyeti
bastırır. Gazali bunu şu cümleyle ifade eder:
"Âdet haline gelen davranış, niyeti bastırır; niyet zayıfladığında amel şekle dönüşür.
Çocuk yetiştirirken, çalışırken ibadet ederken bile "Böyle gördük", "Herkes böyle yapıyor" cümleleri devreye girer. Bu noktada davranış ahlaki bir tercih olmaktan çıkar, otomatikleşir. Gazali bunu net söyler:
"Bir fiil, sürekli tekrar edildiğinde akıl onu tartmayı birakır.
"Bir fiil, sürekli tekrar edildiğinde akıl onu tartmayı birakır.
İnsan sahip olduklarıyla değil;onlarsız kaldığında verdiği tepkiyle ölçülür.
İnsan,her konuşabildiğinde değil;konuşmamayı seçebildiğinde olgunlaşır.
Susmak, kaçış değil;bilinçli bir tercihtir. Konuşmanın zarara yol açtığı yerde susmak,erdem haline gelir.
İnsan konuşurken kendini tartmazsa,söylediği sözler bir süre sonra onu tartmaya başlar.
İnsanın dili,kalbinde olanı açığa çıkarır.
İnsan çoğu zaman yanlışta ısrar etmez; alıştığı şeyde ısrar eder
İnsan çoğu zaman yanlışta ısrar ettiğini düşünmez.